<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Hüseyin DAL</title>
	<atom:link href="http://www.huseyindal.com/index.php/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.huseyindal.com</link>
	<description>Hüseyin Dal'ın Biyografisi, Hakkında Yazısı, Fotoğrafları, Yazıları ve Makaleleri</description>
	<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 15:09:54 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>“Kadınlar, şeytanın ağlarıdır.” hadis-i şerifi nasıl anlaşılmalıdır?</title>
		<link>http://www.huseyindal.com/index.php/2009/11/19/%e2%80%9ckadinlar-seytanin-aglaridir%e2%80%9d-hadis-i-serifi-nasil-anlasilmalidir/</link>
		<comments>http://www.huseyindal.com/index.php/2009/11/19/%e2%80%9ckadinlar-seytanin-aglaridir%e2%80%9d-hadis-i-serifi-nasil-anlasilmalidir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 04:12:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hüseyin Dal]]></category>

		<category><![CDATA[Bir genç bir kız]]></category>

		<category><![CDATA[böylece hem kendi ahiret hayatlarını tehlikeye sokan]]></category>

		<category><![CDATA[bu kızımız]]></category>

		<category><![CDATA[bunlardan birisiyle alâka kuran bir genç kız]]></category>

		<category><![CDATA[dikkatlerini çektiği ve şehvetlerini tahrik ettiği yüzl]]></category>

		<category><![CDATA[gayr-i meşru sevgiye kapılan ve ebedi saadetini kaybede]]></category>

		<category><![CDATA[hayallerini ifsat ve iç dünyalarını harap ettikten sonr]]></category>

		<category><![CDATA[hem de başkalarını haram yola sev eden kadınlardır.]]></category>

		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<category><![CDATA[Kadınlar]]></category>

		<category><![CDATA[kendini ölçüsüzce açıp saçabiliyorsa]]></category>

		<category><![CDATA[kimin ölüp kimin kalacağı meçhul iken]]></category>

		<category><![CDATA[onun yolunda giden]]></category>

		<category><![CDATA[onunla nikâhlanacağı âna kadar da nice haramlar içinde ]]></category>

		<category><![CDATA[sevginin hakikatine erememiş ve bilmeden şeytana ağ olm]]></category>

		<category><![CDATA[şeytanın ağlarıdır.” hadis-i şerifinde]]></category>

		<category><![CDATA[yarın kiminle evleneceğini bilmeden ve zaten önünde uzu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huseyindal.com/?p=71</guid>
		<description><![CDATA[Kadınlar, şeytanın ağlarıdır.” hadis-i şerifinde, gayr-i meşru sevgiye kapılan ve ebedi saadetini kaybeden erkeklerin acı âkıbetleri çok veciz bir şekilde dile getirilmiştir. Şeytanın ağı olan kadınlar, onun yolunda giden, böylece hem kendi ahiret hayatlarını tehlikeye sokan, hem de başkalarını haram yola sev eden kadınlardır.
http:/
http://www.huseyindal.com/
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 21.6pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;"><strong><img src="http://1.bp.blogspot.com/_pDviOLE8xzE/Si7OuktOohI/AAAAAAAABI8/nYyx0mSOXBU/s400/zumer.jpg" alt="" width="459" height="200" /></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 21.6pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;"> “Kadınlar, şeytanın ağlarıdır.” hadis-i şerifinde, gayr-i meşru sevgiye kapılan ve ebedi saadetini kaybeden erkeklerin acı âkıbetleri çok veciz bir şekilde dile getirilmiştir. Şeytanın ağı olan kadınlar, onun yolunda giden, böylece hem kendi ahiret hayatlarını tehlikeye sokan, hem de başkalarını haram yola sev eden kadınlardır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 21.6pt;"> <span style="font-size: 10pt; color: #000000;">Bir genç bir kız, yarın kiminle evleneceğini bilmeden ve zaten önünde uzun bir tahsil hayatı da varken, kimin ölüp kimin kalacağı meçhul iken, dikkatlerini çektiği ve şehvetlerini tahrik ettiği yüzlerce insandan ancak birisiyle evlenebileceğini de çok iyi bildiği halde, kendini ölçüsüzce açıp saçabiliyorsa, bu kızımız, sevginin hakikatine erememiş ve bilmeden şeytana ağ olmuştur.</span></p>
<div></div>
<p><span style="font-size: 10pt; color: #000000;"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 21.6pt;">Şeytan o ağ ile, nice gencin iffetini, hayasını, terbiyesini ve nihayet imanını avlar. Nicelerinin hayallerini ifsat ve iç dünyalarını harap ettikten sonra, bunlardan birisiyle alâka kuran bir genç kız, onunla nikâhlanacağı âna kadar da nice haramlar içinde yaşar.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 21.6pt;">Bu hayatın sonu nikâhla biterse, geride günah ve isyanla dolu koca bir zaman dilimi kalacaktır. Ya çoğu kere olduğu gibi, sudan bahanelerle bu evlilik gerçekleşmezse işte o zaman, âhiretteki dehşetli azap yanında dünyada da taraflar için bir ömür boyu sürecek vicdanî neticeler miras kalacaktır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 21.6pt;">
<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 21.6pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">Kadını “şeytan ağı” olarak tarif eden hadis-i şerif, hem kadınları dikkatli olmağa çağırmakta, hem de şehvet esiri erkeklerin gerçekte kimin ağına takıldıklarını haber vermekte ve onları ikaz etmektedir. Bu hadis ile, şehvetine esir olmuş bir erkek, şeytanın ağına takılmış serseri bir balık olarak tasvir edilmektedir. </span></div>
<div></div>
<div></div>
<p> </p>
<div><span style="font-size: 10pt; color: #000000;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;"></span></span></div>
<p><span style="font-size: 10pt; color: #000000;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;"></p>
<div><span style="font-size: 10pt; color: #000000;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;"> </span></span></div>
<div><span style="font-size: 10pt; color: #000000;"> </span></div>
<div><span style="font-size: 10pt; color: #000000;"> </span></div>
<p></span></span></span><span style="font-size: 10pt; color: #000000;"> </p>
<p></span></p>
<div><span style="color: #000000;"><a title="Yazar hakkında bilgi almak ve diğer yazılarını görmek için tıklayın." href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=author_detailes&amp;id=8">Alaaddin Başar (Prof.Dr.)</a> </span></div>
<p> </p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huseyindal.com/index.php/2009/11/19/%e2%80%9ckadinlar-seytanin-aglaridir%e2%80%9d-hadis-i-serifi-nasil-anlasilmalidir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hakiki ve mecazi aşk‏</title>
		<link>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/12/29/hakiki-ve-mecazi-ask%e2%80%8f/</link>
		<comments>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/12/29/hakiki-ve-mecazi-ask%e2%80%8f/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Dec 2008 19:47:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hüseyin Dal]]></category>

		<category><![CDATA[ademoğlu]]></category>

		<category><![CDATA[asr-ı saadet]]></category>

		<category><![CDATA[Bediuzzaman Said Nurs-i]]></category>

		<category><![CDATA[cehenem]]></category>

		<category><![CDATA[erkek]]></category>

		<category><![CDATA[fedaisi]]></category>

		<category><![CDATA[gençlik]]></category>

		<category><![CDATA[gurbet]]></category>

		<category><![CDATA[hidayet]]></category>

		<category><![CDATA[ibadet]]></category>

		<category><![CDATA[iyi seyirler]]></category>

		<category><![CDATA[Kısadan hisse]]></category>

		<category><![CDATA[nur pencerisi]]></category>

		<category><![CDATA[nursade]]></category>

		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>

		<category><![CDATA[risale-i nur]]></category>

		<category><![CDATA[Tefekküri Manzaralar]]></category>

		<category><![CDATA[tevekkül]]></category>

		<category><![CDATA[turkiye]]></category>

		<category><![CDATA[vecize]]></category>

		<category><![CDATA[zengin]]></category>

		<category><![CDATA[zevce]]></category>

		<category><![CDATA[zeynep]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huseyindal.com/?p=58</guid>
		<description><![CDATA[
Aşk, şiddetli sevginin adıdır. Tasavvuf dilinde, Allah’a muhabbet anlamında kullanılır. Allah’a muhabbet, velayet yollarının en keskin kuvvetidir, en mühim maye ve iksirdir. (1)
İnsan, aşkı ya mecazi kullanır, ya da hakîkî. Mecazî aşk, fanilere gönül bağlamaktır. Hakiki aşk ise, Allah’ı sevmektir. “Mecaz hakîkate köprüdür” fehvasınca, bazan mecazî aşk, hakîkî aşka vesile olur. (2)
Bu konunun en çarpıcı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img117.imageshack.us/img117/1457/onol0.jpg" alt="" width="568" height="217" /></p>
<p>Aşk, şiddetli sevginin adıdır. Tasavvuf dilinde, Allah’a muhabbet anlamında kullanılır. Allah’a muhabbet, velayet yollarının en keskin kuvvetidir, en mühim maye ve iksirdir. (1)</p>
<p>İnsan, aşkı ya mecazi kullanır, ya da hakîkî. Mecazî aşk, fanilere gönül bağlamaktır. Hakiki aşk ise, Allah’ı sevmektir. “Mecaz hakîkate köprüdür” fehvasınca, bazan mecazî aşk, hakîkî aşka vesile olur. (2)</p>
<p>Bu konunun en çarpıcı misali, Leyla-Mecnun kıssasıdır denilebilir. Mecnun, Leyla’ya sevgisinden deli-divane olur. Çöllere düşer. Gözleri Leyla’ya benziyor diye, çölde ceylanlarla arkadaş olur. Bir gün bulunduğu yere bir köpek gelir. Kimse ilgilenmezken, Mecnun köpeğe büyük ilgi gösterir. Niye böyle yaptığını sorarlar, “Siz bilmiyorsunuz, bu köpek Leyla’nın diyarından gelmiştir” der. Neticede, Leyla’yla bir araya geldiğinde, hayır, der, Leyla sen değilsin, Leyla başka&#8230; Böylece Leyla’dan Mevla’yı bulur. Kendisindeki mecazî aşk, gerçek aşka inkılap eder.</p>
<p>Yunus Emre’ye “bana Seni gerek Seni” dedirten de, aynı İlâhi aşktır. Yunus Emre ve Mevlâna gibi Hak aşığı olan zatlar, aşktan bahsettiklerinde “İlahî aşkı” kastederler. Bundan sonraki “aşk” ifadelerine bu noktadan bakmak gerektir.</p>
<p>Her şeyden evvel “aşk” fikrî bir mesele değildir; hâlî ve vicdanîdir. Yani, matematiğin, kimyanın meseleleri gibi, net ifadelerle anlatılması ve anlaşılması mümkün olmayıp, ancak halen ve vicdanen bilinir. Bu noktada aşk, sübjektif bir karakter arz eder. Mevlâna, bunu şöyle dile getirir: Biri “Aşıklık nedir?” diye sordu. “Benim gibi olursan anlarsın” dedim. Kalem ki, çarçabuk yazıp gidiyordu. Aşkın tefsîri bahsine gelince, tahammül edemeyerek yarıldı. Akıl, aşkın şerhinde çamura batmış merkep gibi aciz kaldı. (3)</p>
<p>Mevlâna’nın verdiği şu misalden hareketle, aşık olmayı manevî bir sarhoşluk olarak anlayabiliriz. “Bir sarhoş meyhaneden çıkıp da yolunu şaşırınca, çocukların maskarası ve eğlencesi olur. O sarhoş, böylece sekr halinde bulunur. Çocuklar ise, onun şarap zevkinden ve sersemlik neşesinden habersiz olarak arkasına takılır. Allah’ın aşkından sarhoş olanlardan başka, bütün halk çocuk mesabesindedir. Heva ve hevesten kurtulmuş olanlardan başkası, büluğa ermiş değildir.” (4)</p>
<p>Şu sözler ise, İlahî aşktan nasibini almayan ve dünyanın fani işleri içinde boğulup gidenlerin halini anlatır: “O çocuklar bir kamışa binerler ve ‘bu bizim burağımız veya mübarek gidişli düldülümüzdür’ derler. Yüklenmiş oldukları kamışı taşıdıkları halde, cehillerinden böbürlenirler ve kendilerini ata binmiş vehmederler.” (5)</p>
<p>Üstteki ifadelerde olduğu gibi, tasavvuf ehli divanlarında “şarap-meyhane” gibi mazmunlara sıkça yer vermişlerdir. Mânâdan nasibini almayanlar bu ifadeleri zahirine göre değerlendirmişler, o büyük zatları yanlış tanımış ve anlatmışlardır. Mevlâna, buna şöyle dikkat çeker:</p>
<p>“Senin içtiğin şarap haramdır.<br />
“Biz helal olan şaraptan başka içmiyoruz.<br />
“Çalış da yokluktan varlığa ulaş.<br />
“Tanrı şarabıyla sarhoş ol.” (6)</p>
<p>Nitekim yüce Allah, “Onların Rabbi, onlara tertemiz bir şarab takdim eder” (Dehr suresi,21) buyurmaktadır. Ayette geçen “şarab” kelimesi, şu anda Türkçemizde kullandığımız “içki” anlamında olmayıp, “temiz içecek” mânâsındadır.</p>
<p>Şu muhavere aşıklar arasındaki mertebe farklılığına işarettir: İlahî aşk mensublarından Yahya b. Muaz, Bayezid-i Bistami’ye şöyle der: “Muhabbet kadehinden o kadar içtim ki, sonunda mestoldum.” Bayezid, şu anlamlı cevabı verir: “Muhabbet şarabını kase kase içtim. Lakin ne şarap bitti, ne de benim hararetim geçti.” (7)</p>
<p>Evet, Hak aşığı olan zat, her şeyi “Mevla’nın diyarından” gelmiş olarak görür. Daha önce ifade ettiğimiz gibi, Mecnun her vesileyle Leyla’yı hatırladığı gibi; âşık da “Her şey bana Seni hatırlatıyor” der, varlıklardan Allah’ı bulur, Allah’ta fani olur. Hatta, Hallac-ı Mansur gibiler, kendilerini tamamen yok farz edip “Ene’l-Hak” bile derler. Şüphesiz, böyle aşıkların bu gibi sözleri, şerîatın zahirine aykırıdır. Manen sarhoş iken böyle söylemişlerdir. Mevlâna, böylelerin halini, kıpkızıl hale gelen demirin “ben ateşim” demesine benzetir. (8) Ancak, şu mühim hatırlatmayı da yapmadan edemez: “Sen, sarhoş olanlardan kılavuzluk arama!” (9) Yani, böyle zatlar, hidayet üzere olmakla beraber, peşinde gidilecek kimseler değildir.</p>
<p>Mevlâna’nın bu son sözü, bu konudaki ifrat-tefrît görüşleri düzelten istikametli bir ifadedir. Zira, bir kısım insanlar, Hallac-ı Mansur gibileri göklere çıkarıp, onları en üstün mertebelerde sanmakla ifrat ederken; bazıları da onları küfürle itham edip tefrît etmişlerdir.</p>
<p>Tekrar aşığın dünyasına dönecek olursak&#8230; Evet, aşık bu dünyada kendini gurbette görür. “Vatan sevgisi imandandır” (10) hadisini tasavvufî mânâsıyla değerlendirir. Gerçek vatanı “Bezm-i Elest” olarak kabul eder. Şu dünya zindanındaki günlerini tamamlayıp, İlahî huzura vuslatı en büyük gaye bilir. (11)</p>
<p>“Aşık, gamdan da, sürurdan da hâlîdir. Baharsız, hazansız daima yeşil ve tazedir.” (12) Onun hali, şu manaları terennüm eder:<br />
“Hoştur bana Senden gelen<br />
“Ya gonca gül, ya da diken<br />
“Ya hil’atu ya da kefen<br />
“Narın da hoş, nurun da hoş.”<br />
Aşık, Allah’tan gelen lütfu ve kahrı lütuf olarak görür. Mevlâna, buna şöyle dikkat çeker: “Gerek âlim olsun, gerek cahil olsun, isterse aşağılık biri bulunsun, herkes lütuf ile kahrı fark eder. Lakin, kahırda gizlenmiş lütfu, yahut lütuf içindeki kahrı az kimse bilir.” (13)</p>
<p>Kaynaklar:</p>
<p>1. Nursî, Mektubat, s. 450<br />
2. Eraydın, Tasavvuf ve Tarikat, s. 203<br />
3. Mevlana, I, 137.<br />
4. Mevlana, V, 1583-1584.<br />
5. Mevlana, V, 1588.<br />
6. Mevlana, VI, 54 (İzbudak).<br />
7. Tahiru’l-Mevlevi, 1, 72<br />
8. Mevlana, VII, 436.<br />
9. Mevlana, VII, 567.<br />
10. Aclunî, I, 345.<br />
11. Bkz. Mevlana, XI, 995.<br />
12. Mevlana, III,, 907.<br />
13. Mevlana, IX, 390-391.<br />
Selam ve dua ile&#8230;<br />
Sorularla İslamiyet Editör</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/12/29/hakiki-ve-mecazi-ask%e2%80%8f/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Başarının 70 Kuralı</title>
		<link>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/12/20/basarinin-70-kurali/</link>
		<comments>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/12/20/basarinin-70-kurali/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Dec 2008 18:40:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hüseyin Dal]]></category>

		<category><![CDATA[adres]]></category>

		<category><![CDATA[asr-ı saadet]]></category>

		<category><![CDATA[ateş]]></category>

		<category><![CDATA[Bediuzzaman Said Nurs-i]]></category>

		<category><![CDATA[cehenem]]></category>

		<category><![CDATA[direği]]></category>

		<category><![CDATA[fedaisi]]></category>

		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>

		<category><![CDATA[gece]]></category>

		<category><![CDATA[Hadislerle ve Fotograflarla Cocuk Sevgisi‏]]></category>

		<category><![CDATA[hüseyin]]></category>

		<category><![CDATA[İşârâtü’l-İ’câz]]></category>

		<category><![CDATA[iyi seyirler]]></category>

		<category><![CDATA[izle]]></category>

		<category><![CDATA[Kısadan hisse]]></category>

		<category><![CDATA[kuş]]></category>

		<category><![CDATA[melek]]></category>

		<category><![CDATA[muhasebe]]></category>

		<category><![CDATA[nefis]]></category>

		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>

		<category><![CDATA[Resimler]]></category>

		<category><![CDATA[Risale-i]]></category>

		<category><![CDATA[Sahabe-i Kiram]]></category>

		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<category><![CDATA[Tefekküri Manzaralar]]></category>

		<category><![CDATA[televizyon]]></category>

		<category><![CDATA[tema]]></category>

		<category><![CDATA[tevekkül]]></category>

		<category><![CDATA[toprak]]></category>

		<category><![CDATA[vecize]]></category>

		<category><![CDATA[Video Haber]]></category>

		<category><![CDATA[Yeni etiket ekle]]></category>

		<category><![CDATA[zevce]]></category>

		<category><![CDATA[zeynep]]></category>

		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huseyindal.com/?p=56</guid>
		<description><![CDATA[DOĞRULARINIZ YANLIŞLARINIZI YER,
TERTEMİZ BİR KALPLE YÜRÜYÜN,
KUVVETLERİNİZİ İYİ KOMUTA EDİN.
Herkes başarılı olmak, hayallerini gerçekleştirmek ister. Bu amaçla çıkılan yol, çok sayıda engel ve aksilikle doludur. Peki engellere takılmadan uygulaması kolay yöntemlerle başarıyı yakalamaya ne dersiniz? İşte 70 altın kural
1. Tırmandığınız Kaya ile Kertenkele Kadar Bütünleşmelisiniz.
Dağcı tırmanmaya başlamadan önce bizim için sadece bir maceraperesttir. Tırmanırken ona &#8220;Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 16.2pt;"><span style="font-size: 8pt; color: #ff0000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">DOĞRULARINIZ YANLIŞLARINIZI YER,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 16.2pt;"><span style="font-size: 8pt; color: #ff0000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">TERTEMİZ BİR KALPLE YÜRÜYÜN,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 16.2pt;"><span style="font-size: 8pt; color: #ff0000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">KUVVETLERİNİZİ İYİ KOMUTA EDİN.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 16.2pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000;">Herkes başarılı olmak, hayallerini gerçekleştirmek ister. Bu amaçla çıkılan yol, çok sayıda engel ve aksilikle doludur. Peki engellere takılmadan uygulaması kolay yöntemlerle başarıyı yakalamaya ne dersiniz? İşte 70 altın kural</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 16.2pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; mso-bidi-font-weight: bold;">1. Tırmandığınız Kaya ile Kertenkele Kadar Bütünleşmelisiniz.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 16.2pt;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Dağcı tırmanmaya başlamadan önce bizim için sadece bir maceraperesttir. Tırmanırken ona &#8220;Bu düpedüz deli&#8221; diyebiliriz. Zirveye ulaştığında ise o hepimiz için sadece bir kahramandır. Sadece bir kahraman&#8230;. Dağcımız malzemesi olmadan, malzeme yardımı ile tırmanmaya çalışan iki dağcıyı geçer. Böyle inanılmaz başarıyı nasıl mı yaptı. Tek cevapla motivasyon sayesinde. Zihni ve bedeni hep o anla yalnızca tırmanış anıyla bütünleşti. Tırmanma dışında ne hayal kurdu ne de zirveye ulaşabilmeyi düşündü. Tırmanmaya karar verdiğinden itibaren, yalnızca tırmanmayı düşündü. Çünkü hedefe ulaşmak için motivasyon çok önemlidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">2. Çiçekleri Görüyor Musunuz?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Etrafınıza bir daha göremeyecek gibi bakınız. Bir daha duyamayacak gibi dinleyiniz. Çünkü o zaman her zaman bakıp ta göremediğiniz, fark edemediğiniz, duyamadığınız şeyleri, fark edip, görüp, duyacaksınız. İşte o zaman şükredeceksiniz. Ben nelere sahipmişim diye şaşıracaksınız. Elinizdekilerin değerini, sahip olduğunuz şeylerin ne kadar üstün olduğunu bilelim. Çünkü sahip olunan şeylerin değeri kaybedilince anlaşılır. İnsan elindekilerin değerini en basitinden bir çiçeğe, tatlı bir gülümsemeye ve hoş bir masumiyetle bakarak anlayabilir. O çiçekle tüm sırlar, tüm kelimeler, tüm gerçekler gizlidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">3. Hedef Titremeyen Bir El İster.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Eğer büyük bir gayeniz, hedefiniz varsa mekanik zevklerinizi terk edeceksiniz. Öyle ki bu mekanik zevkler, payenize duyduğunuz büyük aşkı basit bir cilvelenme seviyesine düşürür. Mekanik zevklerin her davetinde biraz daha biraz daha sönmüş olarak dönersiniz. İçinizdeki tatlı dile kulaklarınızı tıkayacaksınız. Gerekirse o tatlı dili çekip koparacaksınız.<br />
Hayatınız yaşam tarzınız, isteklerinizle özdeştir. Hedef dolu bir şarjör, iyi kavranmış bir kabza, örselenmiş bir yiv, tutukluk yapmayan bir mekanizma, gezden gözden arpacıktan bakan bir göz, nihayet titremeyen bir el ister.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">4. Gücünüzü Kötü Alışkanlıklarınızı beslemek için Kullanmayın.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Monteigne&#8217;e göre alışkanlıklar öyle gürültü yaparak gelmiyor. Yavaş yavaş sinsi içimize adımını atar. Başlangıçta kuzu gibi sevimli, alçak gönüllüdür. Ama zamanla oraya yerleşip kökleşti mi öyle azılı, öyle amansız bir yüz takınır ki kendisine gözlerimizi bile kaldırmaya izin vermez. Önemsenmeyen bir hareket, küçük bir girişim, alışkanlıklara mal olabilir. Olabilecek &#8220;Bir şey olmaz&#8221; demek kadar kötü bir başlangıç olamaz. Alışkanlıklar enerjimizi ve zamanımızı bizimle paylaşırlar. Öyleyse bizim &#8220;dost&#8221;alışkanlıklara ihtiyacımız var .</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Kötü alışkanlıklara doğru ilk adım atan birisi kendi düşmanlarını eğitmeye başlamış demektir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">5. İnsan İçin Çalıştığından Başkası Yoktur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Başarmak için gerekli bir çok kuvvete sahip olabiliriz. Ama bunlara sahip olduğumuz halde çalışmazsak başaramayız. İnsanın her yaptığı kendinedir. Her insan kendi işini kendi halletmelidir. Kendine güvenmelidir. Öyle ki başkalarının yaptığı şeyden iş çıkmaz işte Necm Suresi 39. Ayeti kerimesi:&#8221;Ve en leyse kiinsani illa ma sea&#8221; insan için çalıştığından başkası yoktur. Tutunun ve yürüyün.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">6. Bilgiyi Kaynağına Bakarak Küçümsemeyin.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">İnsan hayatında ki en tehlikeli kısıtlama bilgini kaynağına bakılarak bilgiyi reddetme tavrıdır. Size aktarılan bilgi hakkında bilgiyi aktaranın işine yarayıp yaramadığına bakarak karar vermek sizi o bilgiden mahrum eder. Yemeğinize tat gelmesi için bir miktar tuz serpen birinin değeri yemeğine serpilen tuzun değerini düşürmez. Bacakları yok diye bir adama adres sormaktan kaçınmayın. Belki yürüyemiyor ama oraları en iyi bilen adam o adam olabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">7. &#8220;Bütün Umudum Kendimde&#8221; Diyebiliyorsanız&#8230;..</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">&#8220;Bütün umudum kendimde&#8221;dediğiniz ve bu sözün gerektirdiği gibi çalıştığınız takdirde başkalarını da yanınızda bulmanız zor olmayacaktır.<br />
Zaferin kendinize ait olduğunu anladığınız an içinizdeki zaferleri ortaya çıkarmak için çelikten bir irade ve inançla çalışmaya koyulduğunuz an etrafınızda size yardım edecekleri görürsünüz. Zaferiniz başkalarına bağlı ise zaferden ümidinizi kesin.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">8. İnsana insan olduğu için değer verin.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Her peşin hüküm peşin hüküm doğuracağından insanca yaklaşım bize insanın ruh ve fikir atmosferinde rahat hareket etme imkanı verir. Böylece önyargılarımızı yeneriz. Karşınızdaki insan kendine hangi değeri bilmiş olursa olsun siz ona değer verdiğinizi hissettirin. Kendine ait olmayan bir kalıba dökülmüş olabilir, bizzat kendine bir hareket haline gelmiş olabilir. Yine takınacağımız tavır ona insan olmanın büyük değerini vermektir.<br />
Yeryüzüne geldiğiniz her insanı bir ayna olarak kabul edin. Aynada göreceğiniz ancak kendinizsiniz. Öyleyse aynada görmek istediğiniz gibi hareket edin.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">9. İşinizi en mükemmel bir şekilde yapın.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Ne yapıyor olursanız olun en mükemmel şekilde yapmaya çalışın. Hiç kimsenin gücü mükemmel bir işi görmezliğe gelmeye yetmez. Mükemmel bir iş kendini mükemmel bir şekilde kabul ettirir. İşinizin ehli olun. Bunun için hiçbir fedakarlıktan kaçmayın.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">10. İşimizin isimsiz kahramanı olabilmeliyiz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">İsimsiz kahraman insanlığa faydalı olacak her şeyde kendisinde bir sorumluluğu olduğuna inanan ,bunun için fedakarlığa hazır bulunan bir insandır. &#8220;Ben yardım etmezsem bu adam ölecek&#8221; &#8220;Ben yardım etmezsem bu iş yarım kalacak&#8221; düşüncesi iliklerimize işlemiş bir samimiyetle yaşamalıyız<br />
İşimizin ,amacımızın, fikrimizin isimsiz kahramanı olabilirsek kahramanlığa isim olabiliriz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">11. Komik adam olmayınız.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Şiddetli böbrek sancısı çeken birisi karşınızda inlemeye başlarsa o sancı sizde çekersiniz. Yüzünüzdeki ifade inleyen hastanın yüzündeki ifadeye benzer böbrek sancısının ne kadar yıldırıcı olduğunu anlatmak için sancı çekiyormuş taklidi yapan birisi ise size pek komik gelir. Kendinizi, henüz liyakat kesb etmediğiniz hiçbir unvanla, tavırla, sesle, düşünce ve hisle ifade etmeyiniz. Böbrek sancısı çekiyormuş gibi yapmayınız. İşte&#8221; komik adam&#8221; olmamanın birinci şartı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">12. Faaliyetlerinizde Boşluk Bırakmayın.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Parçalardan birinde göstereceğiniz bir ihmal yapacağınız bir hata elde etmek istediğinizden bambaşka bir bütünlük elde etmenize sebep olur.<br />
Öğrenme ve çalışma faaliyeti sistemli olmalıdır. Bu faaliyetin başlangıç ve bitiş noktası arasında en ufak bir boşluk bırakmamalıdır. Öğrenme ve çalışma faaliyeti sırasında bırakacağınız bir boşluk, ihmal edeceğiniz küçük bir konu, uygulandı sırasında çökmenize sebep olur. Tıpkı evde çimento, demir eksikliğinden dolayı depremde yıkımların olması gibi.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">13. Sıfıra Çarparsanız Sıfırlarsınız.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Keşke geçmişimizi bir film gibi seyredebilseydik. Hatalarımızı görebilseydik. Geleceğimizi de aynı şekilde&#8230; Düşünün ki hep doğru şeyler yapıyorsunuz. Bir gün gelmiş ki yanlışlar yapıyorsunuz ve doğrulara yanlışlar eklenip duruyor. Yanlış bir daha yanlış, getiriyor. Ve bir de bakmışsınız ki doğrunuz kalmamış. Hayat herkesi dikkatli, temkinli ve sakin olmaya çağırıyor. &#8220;Sıfırlardan&#8221; korkunuz küçük bir öfke manalı bir bakış bir anlık bir coşku kılığına girebilen bazen kurt bazen kuzu postuna bürüne bilen &#8220;sıfırlar&#8221; a çarpıldığınızda sıfırlanmış olursunuz.<br />
Küçücük bir sıfıra çarpan yüz milyonlarca rakamınız, sıfır olur gider.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">14.İki insan olmayınız.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Başkalarının sizde görmelerini istemediğiniz sizde olduğunu bilmelerini arzu etmediğiniz bir davranışı-tavrı-işi yalnız başına olduğunuz zamanlarda da göstermeniz,yapmayınız.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">İnsanların içinde başka yalnız başına kaldığında başka olan birisinin maddi ve ruhi tavırları kuvvetli bir bütünlük arzu etmez. Öyle bir insan parça bölük bir görüntü verir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">15. Derhal Teşebbüse Geçin.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Yapmayı düşündüğünüz işler ulaşmak istediğiniz insanlar gerçekleştirmek istediğiniz tasarılarınız ki aranıza hayali engeller koymayınız. Yeter ki derhal teşebbüse geçilsin. Zor gibi görünen işlerin kolaylıkla halledilebileceği görülecektir. Teşebbüs sayesinde hiç ulaşılamayacak zannedilen insanlara ulaşılabilir.,gerçekleşmez inadında görünen işler gerçekleştirilebilir. Teşebbüs için en iyi zaman, niyetin kalple alev olduğu zamandır. Alev parlar parlamaz hareket ediniz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">16. Doğrularınız yanlışlarınızı yer.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Hayat sizi samimi görmek ister. Bir yanlıştan sonra hemen bir doğruya koşmanız samimiyetiniz konusunda onu ikna eder. Çünkü hayat doğruları çok olanın yüzüne güler. Her kötülükten sonra bir iyilik, her yanlıştan sonra bir doğru, kötülüğün ve yanlışlığın lekeleri işinde simsiyah olmanızı engeller. Temizlenmeyen her leke, bir sonra ki ile birlikte biraz daha büyür. Pantolonunuzda dört leke varsa beşincisinin gelmemesi için fazla dikkatli olamaya bilirsiniz. Onun için ilk lekeyi derhal temizlemelisiniz. Yanlışları doğrularından fazla olan her öğrenci sınıfta kalır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">17. Yumruğunuz Demirleştikçe Eldiveninizin İpeği Kalınlaşmalıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">İnsanlara yumuşak davrana bilmemiz, olayları yumuşak karşılamamızı kolaylaştırır. İnsanlara karşı sert, kırıcı, haşin davrananlar olaylar karşısında sakin olamazlar. Güçlüyseniz yumuşak olmanızın bir değeri ve manası vardır. Yoksa yumuşaklık ve sükunet, zayıflığın,çaresizliğin diğer adı da değildir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">18. Kaş Yapayım Derken Göz Çıkarmamak için Sağduyu Gerekir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Kaş yapmak gibi güzel bir niyet nasılda &#8220;göz çıkarmak&#8221; gibi bir neticeye dönüşüyor. Çıkmış gözlerin çoğuna sebep olanlar, kaş yapmak isteyenlerdir. Çünkü onlarda sağduyu yoktu, basiret yoktu, feraset yoktu. Basiret; kalp gözüyle görebilmek, işinin sonunun nereye varabileceğini doğru kestirmektir. Feraset, çabucak kavrayabilmektir. Sağduyu, gördükten, kavradıktan sonra doğru kararlara varabilmektir. Bu üç kelimenin de manası safha safha ve bir çok yönleri ile birbirlerinde tamamlanırlar. Sağduyu, bütün sivrilikleri törpüleyen, bizi hayati hatalara düşmekten koruyan, zaman kaybetmemize engel olan, kendimize ve etrafımıza zarar vermememizi sağlayan büyük bir güçtür.<br />
Doğruyu görebilmek için doğruyu hissedebilmek, doğruyu hissedebilmek için de doğru yaşamak gerekir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">19. Her Saniyeniz Gayenize Kilitlenmelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Büyük başarılar her saniye tespit edilen gayeler için yaşanmakla elde edilebiliyor. Hayatınızın her saniyesi gayenizin rengi ile renklenmeli onunla dopdolu olmalısınız.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">20. Bütün bütün elde edilemeyen bütün bütün terk edilemez.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Elde ettiğiniz her parça bütünle bir irtibat sağlar. Ne kadar küçük olursa olsun elde edilen parça muhafaza edilmeli bütün haşmetine bakılıp küçük görülerek elden çıkarılmamalıdır. Parçada görülen ısrar bir dinamit gibi patlayıp engelleri yok eder ve bütüne giden yollar açılıverir.<br />
Kamil bir insan olmanın bütün gereklerini aynı anda bir arada yerine getirmeyenler bu bütünlüğe ulaşamaz. Gerekçesi ile elde ettiği merhalelerden geri çekilmezler. O merhalede ısrar ederler. Bütün elde etmek için başka yol yoktur. Zafer önce küçük mevzilerde kazanılır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">21. Atların Önüne mücevher Dökmeyin</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Bilginizi, hünerinizi, kültürünüzü kolay kazanmadınız. Bunları elde etmek için bir çok sıkıntıya katlandınız. Şimdi bunları niçin yanlış adamların önüne dökeceksiniz? Çarçur etsinler, sizi çileden çıkarsınlar diye mi? Atların saman yediğini unutmayın. Onların önüne mücevher dökmekten daha şaşkınca bir hareket olabilir mi?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">22. Tertemiz Bir Kalple Yürüyünüz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Karşılan her tehlike ve zorlukla baş edebilmenin ilk şartı ona tebessümle bakmaktır. Kin kene gibi ruhun kanını emer. İnsanı alev alev bir düşmanlık hissine kitler. Duyu organlarını hasis eder. Hata üzerine hata yaptırır.<br />
Affetmek nefsin terbiyesi ve güçlü irade için verimli etkili bir eğitim yoludur. Çabuk affeden birisi olursanız her zaman yanınızda birilerini bulabilirsiniz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">23. Sözünüzün eri olun.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Söz bahsinde iki yol vardır. Birincisi olur olmaz söz vermemeliyiz. İkincisi söz verdikten sonra mutlaka sözümüzü tutmalıyız. Sözünü tutmayan insanlar güvenirliklerini kaybederler. Sağlam dostluklar güvenilir insanlarla yapılırlar. Söz verilip de yapmamak insanı basitleştirir. &#8220;Sözünün eri&#8221; gibi nitelendirilmek istiyorsanız mutlaka verdiğiniz sözleri yerine getirin!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">24. Artık güzel bir sabır gerek.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Sabır zamanı lehimize çevirme sanatının adıdır. İnsan kendisini en çok kontrol ettiği, dış etkilerden en çok koruduğu andır sabırlı olduğu an. Yani sabırlı olma hali tam bir şuur halidir. Bir bela anında olan sabır, başarı karşısında da gerekir. Sabırlı insan kendisini sorgulayan, nerede hata yaptığını araştıran insandır. Muhteşem zaferler, baş döndürücü başarılar, büyük belalar, küçük sıkıntılar mı? Ne olursa olsunlar gelip çattıkları zaman, artık güzel bir sabır gerek.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">25. Karalı Olmanız Hedefi Yıldırır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Karar vermek hedefi kuşatmak demektir. Hedefin karşısında büyümektir. Hedefi yıldırmaktır. Başarınız karalı olduğunuz ölçüde büyük olacaktır. Kendinizi hedefe kilitleyeceksiniz ve o kilidi açması muhtemel bütün anahtarları ortadan kaybedeceksiniz. Kararlılık diye işte buna denir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">26. İrademizin Sırtında Gidiyoruz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">İrade kuvvetlerimizi kontrol edebilme ve isteklerimiz doğrultusunda yönelte bilme gücüdür. Hepimiz irademizin sırtında gidiyoruz. O ne kadar güçlü olursa o kadar yol alırız.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">27. Korkunuz Korktuğunuza Güç Verir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Korku insanın gücünü sıyırır, parçalar, dağıtır. Gücü böyle kullanılamaz bir hale gelmiş birisini karşısında karşı kuvvetler defalarca katlanmış bir güce kavuşurlar. Bu manası ile korku karşı kuvvetlere fazladan bir güç vermektir. Korktuğunuz an korktuğunuz şey güçlenir. Hem de sizin gücünüzle.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">28. Kuvvetlerinizi İyi Komuta Etmelisiniz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">İnsan şahsiyetinin hem sebebi hem neticesidir. Doğuştan getirdiği özellikleri iyiye, güzele, faydalıya çeviren çevre tesirini İlahi ışığın tesiri altında bir bir eleyen yada denetleyen insanlar, insan akıl, şuur ve iradesinin büyük komutanlarıdır. Başarılı olma sırlarının başında işte bu komuta gücü gelir. Kuvvetleri oranında iyi bir komutan olan herkes büyük zaferler kazanır. Kötü komutan mevcut kuvvetlerini de elden çıkarır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">29. Samimi Pişmanlık Gelecekteki Hataları da Önler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Geleceğin tehlikelerinden hata ve kusurlarından korunmak mümkündür. Bunun yolu geçmişin hata ve kusurlarından büyük bir samimiyet içinde pişmanlık duymak ve tekrar hata ve kusura düşmemek için kesin karar vermektir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">30. Danışma, Mesele Üzerindeki Aydınlığın Artırılmasıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Her şeyi bilmeniz mümkün değildir. Daha önce binlerce kişinin gidip geldiği yollarda kaybolmak ahmaklık olur. Başkalarını gayretlerini, bilgilerini, tecrübelerini, fikirlerini, kendi, gayret, bilgi, tecrübe ve fikirlerimize katma faaliyeti olan danışma yakın dostlarımızdan biri olarak yanımızdan hiç ayrılmamalıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">31. Anahtar Aramak Yerine Anahtar Olabilmelisiniz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">&#8220;Bak bağa&#8221; dedi Dr. Rahmi Eray: &#8220;İnsanlar ekseriye geri dönecekleri zaman kendilerine lazım olacak kapıları elleriyle kapatırlar.&#8221;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">32. Kendinizi İfade Etmekten Kaçınmayın.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">&#8220;Şu olur bu olur&#8221; diye kendinizi dar kalıpların, küçük dünyaların içine hapsetmeyin. Mümkün olan her zaman ve zeminde kendinizi ifade edin. Kendinizden haberler verin. Hele bir harekete geçin, olabileceklerle ondan sonra uğraşırsınız.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">33. Zamanında Yapılmayan İş Yapılmamış iştir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Her işi zamanında yapmak ayrı ve önemli bir sanattır. Çünkü zaman bir çok şeyin değerini arttırırken, bir çok şeyin değerini de azaltır. Bu günün yapılması gereken işleri vardır. Bu işleri bu gün bitirmeliyiz. Bu gün yapılması gereken bir iş yarına bırakılırsa yarının bir işi ile birleşip iki iş olmaz. Belki beş belki on beş iş olur. Bu gün yapılması gerekirken yapılmayan bir iş yarını olduğu gibi tahrip edebilir. Yalnız yarını değil yarınları etkileyebilir.Gaye adamı; &#8220;bu günün işini yarına bırakmaz.&#8221;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">34. Küçük İkazların Büyük Değeri Vardır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Hatalarımızı gösteren eksiklerimizi tamamlamaya yanlışlıklarımızı düzelten insanlara kızmamalıyız. O insanlar sayesinde bir çok yanlıştan kurtuluruz.<br />
Yalnız insanlar değil, zaman zaman küçük aksilikler de ikaz ederler. Nasıl küçük ikazlar büyük felaketlerin önlenmesini için çok değerliyse, küçük aksiliklerinde ikaz değeri büyüktür.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">35. İnsana yaklaşmak önemlidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">İnsana doğru zamanda doğru zeminde, doğru tavırla yaklaşma insanı tanımaktaki zorlukların gerektirdiği tehlikeleri en aza indirir. İnsanı tam tanıyamamamız bir eksiklik değildir. Ama ona yanlış yaklaşmamız hayati bir eksikliktir. &#8220;her insan bir limandır,usta bir kaptan bekler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">36. Küçük Bir Eylem Çok Sözün Önünde Gider.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Önemli olan eylemdir. Netice eylemle sağlanır. Toplumu şekillendirenler, önderlik yapanlar güç elde edenler eylem adamlarıdır. Söz ve düşünce, eylemi hazırlamadığı, eylemi gaye edinmediği, söz ve düşünce sahipleri eylemi ertelediği müddetçe meseleler havada kalır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">37. İnanç Kuvvetin Ruhudur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">İnanç maddi ve manevi kuvvetin bir arada yoğunlaşmasını sağlayan katalizördür. İnanç yetersiz olduğunda, konsantrasyon yetersiz kalır. Karateci 20 kiremidi tuz buz edeceğine inanmadan darbesini indirdiği taktirde olan eline olacaktır. Bir amaç peşindeki adamın yapacağı da budur. Bütün kuvvetleriyle seçtiği noktaya inançla yüklenecektir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">38. Güzel Bakanlar Güzel Görürler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Hayata güzel gözlerle bakanlar güzel şeyler görecektir. İyimserlik hoş görüyü, yeniden çalışma gücünü, nezaketi de beraberinde getirir. İyimserlik baktıklarımızda olması gerekenleri onlara yakıştırmaktır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">39. İnsanlara Anlayış Derecelerine Göre Hitap ediniz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">İnsanların en haklı oldukları konular da bile haksız, en bilgili oldukları konularda bile bilgisiz bir hale düşmelerinin sebebi, muhataplarının dilini keşfetmeden sözü sürdürmeleridir. Çoğu zaman basit bir şeyi anlamayan adam değil, basit bir şeyi anlatamayan aptaldır. Sadi&#8217; ye göre &#8220;Bir cahille yaka paça olursanız sizin alim olduğunuz biraz şüphelidir.&#8221;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">40. Tabii olunuz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Beğenilmek istediğini belli eden biri beğenilmez. Bu isteğinizi hissettirdiğiniz anda sözleriniz, tavırlarınız, bakışlarınız, gösteriye dönüşür.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">41. Sırlarınızı Ölünceye Kadar Saklayınız.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Hiçbir insan sizinle aynı şartlar altında değildir. Her, insan Başka bir insandır. Geleceğin kimi neye yönelteceği,kimi hangi hale getireceği tahmin edilemez. Öyleyse dostlarınıza ve düşmanlarınıza bir ihtiyat payı ile bir mecburiyettir. Ne sırrınızı başkasına verip özel olan şeyin özelliğini yitirin; ne de başkasının sırrını alıp ilerde ihanet etmekten kaçının. Sizin için artık önemli görülmeyen sırlarınızın başkaları tarafından ne kadar önemli hale gelebileceğini tahmin edemezsiniz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">42. Sözleriniz İnsanlarda Yaşar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Hedefe yürüyen adam yoluna yeni engeller dikmemek, muhtaç olabileceği kapıları elleri ile kilitlememek ve hayatın sevgi dengesine çomak sokmaktan ötürü şiddetli bir ceza görmemek için, hiç kimse hakkında onların hoşlanmayacakları şekilde, hoşlanmayacakları zamanda ve zeminde sarf etmemeliyiz. En anansız düşmanlarınız gururlarını rencide ettiğiniz insanlardır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">43. Konuşmak Yada Susmak İşte Bütün Mesele.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">&#8220;Savaşı da keser, barışı da keser denilen dilden bahsediyoruz. Şu bütün başını belaya sokan dilden. Susmanın ve konuşmanın kesiştiği mayın dökülen hatlara düşüverdi mi yolunuz artık atacağınız her adım hayatınızı etkileyecektir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">44. Faziletler Sağ Duyunun Kontrolü Altında Olmalıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Sahip olduğumuz faziletler ölçüsüz büyük olmalı ama ölçü tatbik edilmelidir. Sağduyu faziletleri de kontrol altında tutmalıdır. Sağ duyunun kontrolünden çıkmış faziletler birer zaafa dönüşür. Affetmek faziletini bir akrepte tezahür ettiren birisi o akrebin bir başkasını sokmasına sebep olur. Tabi kendi kurtulmuşsa&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">45. Kibir Emeği Kirletir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Kibir insanın dehşetli bir unutkanlık halidir. Nereden gelip nereye gittiği unutmasıdır. İnsan tabi ki emeğinin haysiyetini koruyacaktır. Korumalıdır da. Fakat emeğin haysiyeti kibirle korunmaz. Kibir emeği kirletir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">46. Küsmeyeceksiniz&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Her gaye adamı bütün gücüyle kendisi hakkında şu kanaati oluşturmaya çalışmalıdır. &#8220;O hiçbir şeyden dolayı hiç kimseye küsmez. Düşmanlarına bile.&#8221; Bir insana küsmeniz, o insana hakkı olmayan değeri ilave ederken, sizden de değer eksilmesine neden olur. İnsanların kinleriyle, küskünlükleriyle büyüyemezler. Bunları alt etmek için gösterecekleri çaba ile büyürler. Hiç kimseye küsmeyeceksiniz&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">47. Portakalı Övmek Onu Sevmeyenler içinde Bir Mecburiyettir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Hazır bulduklarıyla övünmesin de mantıksızlık,şuursuzluk olan insanın hazır bulduklarına katkılarıyla hazır bulduklarının yardımıyla ortaya koyduğu emekle övünmesinde de maşeri bir hesapsızlık ve çirkinlik vardır.Çünkü emek övülmez, övünür.Siz portakal olmaya bakın. Kendinizi övmeye gerek kalmayacaktır. Övülmeye müstahak olan haliyle övmesini bilendir. Kendi kendileri övmeyendir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">48. Hayat Unutmaz, Hayat İsraf Etmez.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Hayatın terazisinden kaçabilecek hiçbir iyilik ve kötülük yoktur. Bunları insan bilse de bilmese de sizin ağırlığınız bir artar bir azalır. Hayat terazisi her iyiliğinizi ve kötülüğünüzü tartabilecek, bir kenara yazabilecek hassasiyettedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">49. Küçük Şeyler Büyük Şeylerdir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Nice şiiri yüzyıllar sürecek bir ömre kavuşturan şey, bazen bir virgül bazen bir kelimedir. Virgülleri noktaları yanlış kullanılmış hayatın neticesi yavanlık, renksizlik, sevimsizlik, ahenksizlik, manasızlıktır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">50. İnsanlara Karşı İstisna hareket Etmeyin.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">İnsanlar istisnalar karşısında istisna çözüm yolları takip ederek önemli kazançlar elde edebilir. İstisnalara karşı genel hükümleri uygulayanlar ise büyük zararlara uğrayabilirler. İstisnaların imtihanı gerçekten çetindir. Her zaman karşılaştığınız insan her zaman ki gibi davranmıyorsa siz de her zaman ki gibi davranmamalısınız.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">51. Her Zaman Daha İyisini Yapmaya Çalışın.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">&#8220;Bütün yazılarımdan pişmanım hepsinden utanıyorum&#8221; diyordu Peyami Sefa &#8220;Onun için daima daha iyisini yazmaya çalışıyorum. Daha iyisini yapabilmemiz için önce bir şeyler yapmanız gerekir. Daha iyisi bir önceki yaptığınızdan daha iyi olandır. Hedef adamı mazereti olmayan adamdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">52. Bilgi Emeğin Şuurudur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Bilgi ve emekle pişirilmemiş bir yetenek kalıcı zaferler elde edemez. Siz de edebiyata mal olmuş bir şair olmak isterseniz &#8220;Mısralarınıza&#8221; emek vermelisiniz. Zira bilgi emeğin şuurudur. Şuursuz emek zaman ve kuvvet kaybıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">53. Kullanılan bilgi yanına yeni bilgiler çeker.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Yeni bilgiler edinmek mevcut bilgilerin kullanılmasına bağlıdır. Mevcut bilgileri kullanmaya,o bilgilerin gösterdiği yolda hareket etmeyen birisinin yeni bilgiler edinmesi mümkün değildir. Uygulanan bilgi mıknatıs gibi yeni bilgiler çeker.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">54. Unutmak ilmin afetidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Unutmak emeğimizin ve zihin gücümüzün bir ölçüde de olsa israf edilmesidir. Her şeyi hatırlamamız gerekmez. Bu zaten mümkün değildir. Fakat bize daima lazım olacak bir bilgiyi unutmamız gerçek bir afettir. Bilginin kullanılabilir durumda bekletilmesi onun unutulmaması ile mümkün olur. Kullanılması da hem genişletilmesini hem de unutulmamasını sağlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">55. Başkalarının ayıpları ile Beslenerek yaşama imkanı yoktur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Ayıp peşinde koşmak bulunan ayıpları ortaya dökmek bunu yapan için kafi bir ayıptır. Kendisi için de başkaları mutlaka öyle davranacaktır. Hedef adamı ruhunu canlı tutmak zorundadır. İnsanların ayıplarını ortaya döken kişinin ruhu canlı kalamaz. Başkalarının ayıpları ile beslenerek yaşama imkanı yoktur. Şeref sahibi her insan başkalarının ayıplarını görmekten üzüntü, Bu ayıpları örtmekten ;saklamaktan sevinç duyar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">56. Baldan tatlı olan öfkenin Neticesi zehirden acıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Öfke neler olup biteceğini asla kestiremeyeceğiniz, neler olup bittiğini de asla hatırlayamayacağınız bir yolculuktur. Böyle bir yolculuğa cüret etmeyiniz çünkü akıl işi değildir. Evet öfke gelir yüz sararır, öfke gider yüz kararır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">57. İyilikleri karşılıksız Bırakmayınız</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">İyilik- yardım bahsinde bir şey olmamış gibi davranmak hiçbir şey olmamış gibi netice verir. Hiç olmazsa candan bir teşekkürü, hak edenlere çok görmeyin.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">58. Hareket Düşünceden Önemlidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Hedef adamı bir yere önce hareketleri sonra düşünceleri ile girme gerektiğini çok iyi bilmelidir. Düşüncenize karşı bir sempati oluşmasının ön şartı hareketlerinizin imtihanında iyi bire not almasıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">59. Güllerin Yanındaki Çalı Çırpıda Gül Kokar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">İyiliği iyilerden kötülüğü kötülerden öğreniriz. Şu &#8220;Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim&#8221; sözünü birde şöyle ifade etmekte fayda var. &#8220;Bana arkadaşını söyle sana ne olacağını söyleyeyim.&#8221;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">60. Ölçülü Olabilmeliyiz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 12pt; mso-margin-top-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">İnsanın yapısı ölçünün de kendisidir. Ölçülü yaratılmış bir insan ölçülü yaratılmış dünyada yaşarken ölçülü olmak zorundadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">61. Kişiliğinizin Hudutlarını Koruyun.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Size yapılmasını istemediğiniz hareketleri, söylenmesini istemediğiniz sözleri başkalarına yapmayınız, söylemeyiniz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">62. Bir elma On Kişide On Elmadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Her şeyi bilmediğinizi kabul ettiğiniz, fikirlerinizi değiştirmeye hazır olduğumuz anda daha bir çok şey öğreneceğiz demektir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">63. Başarmak Herkese Karşı Görevimizdir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Ayakları olmayanlar için de yürüyeceksiniz. Görmeyen gözler için de göreceksiniz. Uykusunu yenemeyenler için de uyanık duracaksınız.<br />
Bu şuurda olan bir insan başarmak için gerekli şartları süratle sağlıyor demektir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">64. Paranın Kölesi Değil Efendisi Olmalısınız.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">İnsan, dünyada bir yolcudur yada bir misafirdir. Dünyanın sahibi değildir. Burada geçici bir hayatı yaşamaktadır. Üstelik bu misafirlik oldukça kısadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">65. Eliniz Yetiyorsa Sözünüzün Kıymeti Yoktur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Bir yanlışlığa karşı, sözle yapacağınız müdahalenin netice vermesi için gerçekten elle müdahale gücünün olmaması gerekir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">66. Merhamet Edin Ama Merhamet Beklemeyin.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Siz merhametli olunuz merhamet ediniz fakat asla kimseden merhamet beklemeyiniz. Çünkü merhametsizler daha çok kendileriyle ilgilendikleri için onlara gerçekleri anlatabilmek daima zordur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">67. Mesleğinizin, Meraklarınız, Amaçlarınızın Büyüklerini Tanıyınız.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Hedefe yürürken o dostların büyüklerin maddi ve manevi yardımları yanınızda olabilir. Bu dostlarla münasebetlerinizi geliştirmek bu dostlara bir derinlik kazandırmak sizin için insani bir görev ve akılcı bir harekettir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">68. Zamana Saygılı Olun.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Zamanı iyi kullanmanın zamanın gücünden istifade etmenin ilk şartı güne erken başlamaktır. Zamanı yanınıza çeke bilmek için onu ciddiye aldığınızı göstermelisiniz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">69. Başarısızlıklar Büyük Başarının Öğretmenidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Amacımıza yürürken hem başarısızlıklarımızı hem başarılarımızı tevekkülle karşılayabilmeliyiz. Her yeni hamlede ona çok ihtiyacımız vardır. Başarısızlık denen öğretmene asi olmayın.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">70. İbadet.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma;">İbadetlerinde aksamayan, tökezlemeyen herkes, her söz ve hareketine kakıcı değer kazandırır. Allah&#8217;ın hudutlarının aşılması büyük karışıklığa sebep olur. Oruç açlığa; tasarruf cimriliğe, cömertlik israfa dönüşür. İbadet , Allah&#8217;ın hudutlarının aşılmaması için uymaya mecbur olduğumuz fiziki ve ruhi disiplindir. Bilme ve bildirme halidir. İbadet sınır ve manasına çekilmemiş her hareket bir kayıptır. Hayatın sahibiyle irtibatını temin etmediğimiz hiçbir hareketimizin ve sözümüzün kıymeti yoktur. Çünkü hayat kıymetini ondan almaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">*Recep Şükrü APUHAN &#8220;BAŞARI YOLUNDA 70 ALTIN KURAL&#8221; kitabının</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8pt; color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="ecececmsonormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 16.2pt;"> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/12/20/basarinin-70-kurali/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Evlenmeyi Düşünenlere</title>
		<link>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/12/10/evlenmeyi-dusunenlere/</link>
		<comments>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/12/10/evlenmeyi-dusunenlere/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2008 17:00:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<category><![CDATA[asr-ı saadet]]></category>

		<category><![CDATA[Bediuzzaman Said Nurs-i]]></category>

		<category><![CDATA[cocuk]]></category>

		<category><![CDATA[deli]]></category>

		<category><![CDATA[elleri]]></category>

		<category><![CDATA[ev]]></category>

		<category><![CDATA[eve]]></category>

		<category><![CDATA[gençlik]]></category>

		<category><![CDATA[güzel]]></category>

		<category><![CDATA[h]]></category>

		<category><![CDATA[Hadislerle ve Fotograflarla Cocuk Sevgisi‏]]></category>

		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>

		<category><![CDATA[Hüseyin Dal]]></category>

		<category><![CDATA[k]]></category>

		<category><![CDATA[kabul]]></category>

		<category><![CDATA[kalp]]></category>

		<category><![CDATA[Karikatürler]]></category>

		<category><![CDATA[Kısadan hisse]]></category>

		<category><![CDATA[mecazi]]></category>

		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>

		<category><![CDATA[risale-i nur]]></category>

		<category><![CDATA[sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[salih]]></category>

		<category><![CDATA[seleme]]></category>

		<category><![CDATA[servet]]></category>

		<category><![CDATA[seyahat]]></category>

		<category><![CDATA[televizyon]]></category>

		<category><![CDATA[tevekkül]]></category>

		<category><![CDATA[turkiye]]></category>

		<category><![CDATA[vecize]]></category>

		<category><![CDATA[Video Haber]]></category>

		<category><![CDATA[zengin]]></category>

		<category><![CDATA[zevce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huseyindal.com/?p=54</guid>
		<description><![CDATA[


Evlenmeyi Düşünenlere 






“İçinizden bekâr olanları evlendirin” mealindeki âyeti bizim arkadaşlar “Evlenmeyi düşünenlere yol gösterecek bir yazı yayınlayın” diye de tefsir ettikleri için, hayli zamandır sıkıştırıyorlardı beni. Tarkan’dı, İkiz Kuleler’di derken, sonunda sıra geldi bu konuya. Ve, evlilik hazırlığı yapan gençlerin çeyizinde bulunsun diye tavsiyelerimi kaleme aldım. Yazdıklarım kişisel fikirlerim sayılmaz; çoğu terapistin de katılacağı tavsiyelerdir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellpadding="5" width="96%" align="center">
<tbody>
<tr>
<td style="border-bottom: #006699 1px solid;" colspan="2" height="15"><span style="font-size: medium; color: #006699; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;">Evlenmeyi Düşünenlere </span></td>
</tr>
<tr>
<td style="border-bottom: #006699 1px solid;" colspan="2" height="20">
<p style="font-size: 11px; font-family: verdana;" align="justify">
<div style="font-size: 11px; font-family: verdana;"></div>
<p><span style="font-size: x-small; color: #000000; font-family: Verdana;"></p>
<div>“İçinizden bekâr olanları evlendirin” mealindeki âyeti bizim arkadaşlar “Evlenmeyi düşünenlere yol gösterecek bir yazı yayınlayın” diye de tefsir ettikleri için, hayli zamandır<img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/yazi/ciftler2.gif" alt="" hspace="15" vspace="10" width="125" height="158" align="right" /> sıkıştırıyorlardı beni. Tarkan’dı, İkiz Kuleler’di derken, sonunda sıra geldi bu konuya. Ve, evlilik hazırlığı yapan gençlerin çeyizinde bulunsun diye tavsiyelerimi kaleme aldım. Yazdıklarım kişisel fikirlerim sayılmaz; çoğu terapistin de katılacağı tavsiyelerdir bunlar.</div>
<p>Şanslı olduğunuzu da bilin. Bizim zamanımızda bu konularda pek konuşulmaz, fikir verilmezdi. Evli-barklı, olgun-oturaklı abilerimiz hep çok daha mühim mevzuları anlatır, bu konuya gelince susarlardı. Dinî dergilerde de yer almazdı bu konular, gençlerin zihni dağılmasın(!) diye. Öyle olunca da biz fısır fısır konuşurduk aramızda: “Evlensek mi acaba? Nasıl biriyle evlensek?” “Hoşlandığım bir kız var ama namaz kılmıyor, problem olur mu dersin?” “Büyüklerimin bulacağı bir kızla evlensem mutlu olur muyum sence?”</p>
<p>Siz bu tür açmazlar yaşamazsınız umarım. Zamanımızda bu konular daha rahat konuşuluyor zaten. Doğru karar vermenizde yazacaklarımın da biraz faydası olursa ne mutlu bana.</p>
<p align="justify"><strong>§ EVLENMEK ŞART MI?</strong><br />
Kimse Robinson Crusoe değildir. O bile bir dost bulduğunda sevinçten zıplamıştı. Kendi başına da dünyanın en huzurlu insanı olan ve hatta doğrudan Rabbine muhatap olabilen Peygamberimiz (a.s.m.) bile, bazen eşine “Yâ Âişe, konuş benimle!” dermiş, kitaplarda böyle nakledilir. Konuşmak, paylaşmak ve yardımlaşmak bu zorlu imtihan dünyasına tek başına gelen insanın en büyük ihtiyacıdır belki de.</p>
<p>Bediüzzaman’ın ifadesiyle, “İnsanın en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil [karşılık] bir kalbin mevcut bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele etsinler [paylaşsınlar] ve lezaizde [güzel şeylerde] birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar.”<br />
“Evet, bir işte mütehayyir [hayret veya tereddüt içinde] kalan veya birşeye dalarak tefekkür eden adam, velev zihnen olsun [hayalî bile olsa], ister ki, birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın.”<br />
“Kalplerin en latifi [duyarlısı], en şefiki [şefkatlisi], ‘kısm-ı sani’ [diğer yarım] ile tabir edilen kadın kalbidir.”</p>
<p>Zaten evlilik, değil bu insanî ve ulvî ihtiyaçları, insanın en temel ihtiyaçlarını—barınma, beslenme ve üreme—dahi karşılayan bir kurum olduğu içindir ki, tartışmasız her asırda, her kültürde el üstünde tutulmuş, şart gibi görülmüş, hatta kutsanmıştır. Gelin görün ki, en fazla şikayet edilen kurumdur da aynı zamanda. Bir problemi olan, işleri yolunda gitmeyen, gençliğindeki ideallerini yakalayamamış kişiler, evliliğinden şikayet ederler genellikle. Sanki bekârlığında çok mutluymuş gibi, sanki bekâr kalsa ideallerine ulaşacakmış gibi. Hem evlenir, hem şikayet ederler; hem şikayet eder, hem de evlilikten vazgeçmezler. Olan da bekâr gençlere olur. Kafalar karışır: “Evlenmesek mi?”</p>
<p>Siz bakmayın onlara. Hatta bana da bakmayın siz, bazen ben de “Bekâr bayan yarımdır, evlenince tam olur. Bekâr erkek yarımdır, evlenince tamamen biter” gibi espriler yaparım ama, bal gibi biliyor, açıkça da görüyorum ki; bekârlık yıllarımda hedefsiz ve sonuçsuz bir koşturmaca hâlinde geçen hayatım, evlenince, bir tezgahın başına oturup üretime başlamak gibi bir değişim geçirdi ve maddî, manevî, sosyal sahalarda bugüne dek ne ürettiysem, hep evlendikten sonra oldu. (Eşime buradan teşekkürler!) Eski resimleri karıştırdığımda zaman zaman kendi kendine konuşan, yalnızlık sebebiyle arada kasvete dalan o genci görüp bugünkü hâlime şükrediyorum.</p>
<p>Geçenlerde Ulusal Psikiyatri Kongresi’ne katılmıştım. Epeydir görmediğim birçok meslektaşım ve dostumla görüştüm. Son katıldığım kongreden bu yana peşpeşe iki çocuğum daha olduğu için benimle sohbet eden arkadaşların konuşmaları evlilik, çoluk-çocuk gibi konulara yöneldi genellikle. Benim de dikkatim bu konuya çevrildi tabiî. Kim evlenmiş, kim bekâr kalmış, kim boşanmış, kimin kaç çocuğu var? Dikkat ettim, kim ki evlenip yuva kurmuş; daha huzurlu, daha verimli, hedeflerini gerçekleştirmiş. “Nasılsın?” diye sorunca gevrek gevrek gülerek “İyii” diyor. Kim ki düzenli bir aile hayatı kuramamış; huzursuz, şaşkın, meslekî yönden de verimsiz, başıboş dolanıyor. “Yaa, bildiğin gibi işte, birşey yok, ne olsun?”</p>
<p>O yüzden Bediüzzaman’ın “Bekârlık, bikârların kârıdır” sözüne aynen katılıyorum. Bekârlık, bu hayatta kazancı olmayanların işidir yani. Üstelik onun, az önce yazdığım espriden çok daha hakikatli bir sözü daha var ki; “Bekâr erkek üçte iki erkek, üçte bir çocuktur. Bekâr kadın üçte iki kadın, üçte bir erkektir.” Yani erkeklerin haylazlıktan kurtulup olgunlaşmaları, bayanların ise kişiliklerini oturtmaları için evlenmeleri lâzımdır.</p>
<p>Peki, evleneceğiniz kişiyi nasıl seçeceksiniz?</p>
<p align="justify"><strong>§ ÖNCE NE İSTEDİĞİNİZİ BELİRLEYİN</strong></p>
<p>“Ne iş olsa yaparım abi” diyen birinin, iyi ve uygun bir iş bulması çok zordur malûm. Hatta iş bulması bile zordur. Oysa kişi ne istediğini belirlese, aradığını bilmenin rahatlığı ile çok daha kolayca bulabilir. Evlilik için de böyledir bu. Nasıl biriyle evleneceğine karar vermek, işin yarısını halletmek demektir. Ama bunun için de tabiî önce kendi kişiliğinizi, yönelimlerinizi ve ihtiyaçlarınızı belirlemeniz gerekir. Yani kendinizi tanımanız lâzımdır önce.</p>
<p>İkili ilişkilerde, aile hayatında sizin için önemli olan nedir? Huzur mu, paylaşım mı, destek mi, heyecan mı, ya da güven mi? Vazgeçemeyeceğiniz öncelikler hangileridir, kesinlikle kabul etmeyeceğiniz şeyler nelerdir? Bunların adını doğru koymanız gerekir. En az on cümleyle ihtiyaçlarınızı, beklentilerinizi, şartlarınızı sıralayın; elinizde ve aklınızda bulunsun.<img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/yazi/ciftler1.gif" alt="" hspace="15" vspace="10" width="167" height="124" align="left" /></p>
<p>Tabiî, bu istekleri sıralarken, abartmayın da lütfen.<br />
Adam arkadaşına sormuş:<br />
—Evlenmiyor musun?<br />
—Şartlarımı tutarsa olur.<br />
—Ne istiyorsun ki?<br />
—Güzel olsun, akıllı olsun, dindar olsun, zengin olsun, kültürlü olsun, şefkatli olsun, ciddi olsun, itaatli olsun, bir de esprili olsun.<br />
—Ama abi, demiş öteki, birden fazla evlilik yasak artık!<br />
Fıkra, önerimi unutturmasın ama. Ne istediğinizi belirlemelisiniz mutlaka. On cümle lütfen.</p>
<p><strong>§ İDEAL BİRLİĞİ ŞART, AMA YETMEZ</strong></p>
<p>Hayat arkadaşını seçerken en çok dikkat edilmesi gereken noktaların başında ideal birliği gelir. Hayatı beraber yaşayacağınız kişinin hayatı ne gözle gördüğü, hedefinin ne olduğu ve değer yargıları, en çok üzerinde durulması gereken konudur.</p>
<p>Hayat, keyif peşinde, rahat içinde mi yaşanacak, yoksa idealler peşinde, gereğinde fedakârlıkla mı? Kazanılan para ile daha iyi yaşamak mı hedeflenecek, yoksa o kazanç olabildiğince hayır yollarına mı sarf edilecek? Çocuk sahibi olunduğunda, çocuk hangi prensiplere göre büyütülecek, ona nasıl bir eğitim verilecek? Sosyal hayatta kimlerle nasıl bir diyalog kurulacak? Bu gibi temel tercihlerde uyum, iyi bir evlilik için olmazsa olmaz şarttır.</p>
<p>Sizin hayatınızı bile uğruna feda edebileceğiniz ideallerinizi eşiniz yarım kulakla dinliyorsa, her satırını didik didik okuyup yaşamaya çalıştığınız kitaplarınızı eşiniz dinlerken uyukluyorsa, siz teheccüde bile kalkarken eşiniz yatsıyı bile kılmadan yatıyorsa, bırakın sevgiyi, saygı bile kalmaz ki aranızda.</p>
<p>İlginç bir araştırma okumuştum. “Evlilikte mutluluğun şartları nelerdir?” sorusuna her iki cinsin en çok verdiği üç cevaptan birisi, hatta birincisi ‘inanç ve ideal birliği’ idi. (Diğerleri de sevgi ve cinsel uyum imiş.) O yüzden evlenmeyi düşündüğünüz kişide ilk bakacağınız nokta, aynı idealleri paylaşıp paylaşmadığınızdır. Yani size sizin yolunuzda ‘yoldaş’ da olabilmelidir eşiniz.</p>
<p>“Şimdilik istediğim gibi değil, ama ileride düzelir” diye de kendinizi kandırmayın. Âyetin verdiği dersi hatırlayın: “Sen sevdiğine hidayet edemezsin, ancak Allah dilediğine hidayet eder.” Değişeceğine dair garantiniz var mı? Ya da o, garanti verebiliyor mu? Yoksa siz kumar meraklısı mısınız? Veya tehlikeyi çok mu seviyorsunuz?</p>
<p>Ancak fikir uyumu önemli derken de ölçüyü kaçırmayalım. En önemli noktadır bu, ama tek önemli nokta değildir. Gereklidir, ama yeterli değildir. Bu noktada özellikle bir fikir grubu içinde olan ve idealleri yolunda yaşayan kişilerin çokça düştüğü bir hata vardır: iyisine kötüsüne bakmadan, sırf aynı fikirleri paylaştığı için uyumsuz biriyle evlenmek. “Zaten benim fikrimde olan az; ideallerimi paylaşan birisini bulursam, huyuna suyuna bakmaz evlenirim” diyenler çoktur. Ama unutmayalım ki, meselâ Hz. Zeyd ile Hz. Zeyneb de aynı yola baş koymuşlardı. Fakat bu mutlu bir beraberlik kurmalarına yetmedi.</p>
<p>Zaten düşünürsek, aynı ideali bile farklı insanlar farklı biçimlerde yaşamaz mı? En basit bir örnekle, evde oturup kitap okumak, yazı yazmak da bir ideale hizmet biçimidir; sürekli gezip sohbetlere, faaliyetlere katılmak da. Ama arada dağlar kadar fark vardır. Sadece fikir birliğini önemseyip kişilik uyumunu yok saymak gibi bir hataya düşmeyiniz lütfen. Fikirleri size uyanlar içinde huyu da size uyan birini mutlaka bulursunuz.</p>
<p align="justify"><strong>§ SEVGİ GEREKLİ, AŞK RİSKLİDİR</strong></p>
<p>Neredeyse klasik bir münazara konusudur: Evlilikte aşk lâzım mı, değil mi? Beylik bir cevap olarak herkes “Tabiî ki lâzım” der. Oysa bence sevgi şarttır, ama aşk şart değil,<img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/yazi/ciftler3-cicek.gif" alt="" hspace="15" vspace="10" width="176" height="123" align="right" /> hatta risklidir bile. Hemen itiraz etmeyin, önce isimlendirmeyi doğru yapalım. Kullandığım mânâda sevgi, karşısındakine ihtiyacını hissetmek, onunla beraber olmaktan mutluluk duymak, onun eksiklerini de hoşgörmektir. Aşk ise ona muhtaç olmak, onsuz olamamak, eksiklerini ise görmemektir. Böyle bir aşk, aslında sağlıksız (gözü kör de denir) bir ruh hâli değil midir? Peki sağlıksız bir duyguyla sağlıklı bir beraberlik nasıl kurulur? Depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçların abartılı aşk duygularını da azalttığını biliyor muydunuz? Saplantı düzeyindeki aşk, bir hastalık bile sayılabilir aslında.</p>
<p>Ama modern çağın klişelerinin dayatmasıyla, çoğu gençler aşk evliliğini en büyük hayalleri olarak kabul ederler. Bu kişilerin çoğu, aşık olduklarında karşılarındaki kişinin eksiklerini, uyumsuz yönlerini görmez, o coşkulu duygunun esiri olup mantığı tamamen bir kenara atarak yanlış evlilikler yaparlar. Aşık olmuş birisi için karşısındaki, dünyanın en mükemmel kişisidir, kusursuzdur, onun için yaratılmıştır, o olmazsa hayat boyu mutsuz kalacaktır. Oysa aşk bir duygu ve duygular da geçici olduğu için bir süre sonra aşk küllenmeye başladığında, önceleri görülmeyen yanlışlar göze batmaya başlar. Coşkuyla başlayan ilişki hüsranla biter çoğunlukla.</p>
<p>Aslına bakarsanız, aşık olan için bu denli riskler taşıyan bu duygu, aşık olunan kişi için bile çok rahatsız edicidir. Düşünün; siz öylesine, gelişigüzel bir söz söylüyorsunuz (“İnecek var şoför bey!”), aşığınız “Ne hoş bir cümle kurdun” diyor. Siz sıradan gündelik bir davranışınızı yapıyorsunuz, o “Ne güzel içiyorsun çorbayı!” diyor. Böyle olduğundan büyük görülmek insanı rahatsız etmez mi sizce? İlişkinin doğallığını, davranışların içtenliğini öldürmez mi?</p>
<p>Zaten o yüzden değil midir ki, çılgınca aşık olunanlar genellikle aşıklarına karşılık vermez, acı çektirir? “Delice sevdim, ömrümü verdim” diye başlayan şarkılar, “O beni sevmedi, kalbini vermedi” diye devam etmez mi hep? Tesadüf değildir bu. Aklı başında hiç kimse, olduğundan büyük görülmek, hak ettiğinden fazla ilgi ve sevgi görmekten mutlu olmaz—kısa süreli bir zevk dışında.</p>
<p>Üstelik bu tip gerçekçi olmayan sevgiler, abartılı hayranlıklar, yöneldiği kişinin zihnine “Ben onun zannettiği gibi mükemmel değilim. Öyle olmadığımı fark ettiğinde ne olacak?” tedirginliğini kazır. Böyle seven, sevdiğini zorlu bir cendereye sıkıştırmıştır aslında. Ve göğe çıkaranlar, hayallerinin gerçek olmadığını görünce ortada bir yerde kalamaz, bu kez de yerin dibine batırırlar sevdikleri(!) kişiyi. Büyük beklentiler büyük hayal kırıklıklarını hazırlar.</p>
<p>Siz siz olun, eğer karşınızdaki size olduğunuzdan daha fazla kıymet veriyorsa, sizi olduğunuzdan mükemmel görüyorsa, size sırılsıklam aşıksa, uzaklaşın ondan.<br />
Dozunca seven, hatalarınızı da gören, ama iyi yönlerinizin hatırına onları affeden, sizden abartılı şeyler beklemeyen, zorlamayan, destekleyen bir sevgi çok daha güzel değil mi?</p>
<p align="justify"><strong>§ TEK BAŞINA DA MUTLU MUSUNUZ?</strong></p>
<p>Meşhur atasözüdür: İki çıplak bir hamama yaraşır. Yani, iki mutsuz birleşince mutlu olmaz. Tek başına mutluluğu bulamamışsanız, ancak bir başkasına dayanarak mutlu olacaksanız, olmayın daha iyi. Zaten olamazsınız. Üstelik bu dayanma tarzı, o hapşırınca sizin nezle olmanıza yol açacak, fazla dayandığınızda da omuzu ağrıyacaktır.<br />
O yüzden, ilk anda size ters gelecek belki ama, eğer bekârken de mutlu, kendi içinde uyumlu bir insansanız, evlenince daha da mutlu olursunuz muhtemelen. Yok eğer bekârlığınız sıkıntılı, problemli, huzursuz geçiyorsa evlenince mutlu olma hülyası kurmanız gerçekçi olmaz. Kendi içinizde bir toparlanma yaşamalısınız evliliği düşünmeden önce. Unutmayın, iyi bir evlilik kötü bir hayatı düzeltmez, ancak düzelmiş bir hayatta iyi bir evlilik yapılır.</p>
<p>Bu sözlerimle bazılarının tatlı hayallerini bozuyor olabilirim ama, tüm sıkıntılarının evlenince mucizevî biçimde geçeceğini sanmak maalesef çok düşülen büyük bir yanılgıdır. Evliliğe bu kadar fazla anlam yüklemek de hem mantıksızdır, hem de riskli. Karşınızdaki de sizin gibi bir insandır; beyaz atlı prens değil.</p>
<p>Bu aldatıcı beklentinin uzun vadede en çok görülen sonucu ise (başlarda da dediğimiz gibi) evlilik de mutluluk getirmezse eşini suçlamaktır bu kez. Şu diyalogu o kadar çok yaşadım ki bugüne kadar:</p>
<p>—Çok sıkıntılı ve mutsuzum doktor bey.<br />
—Sebep nedir sizce?<br />
—Eşim. Evlendiğimden beri bana destek olmuyor hiç.<br />
—Bekârken çok mu mutluydunuz?<br />
—Eeee, sorunlarım vardı tabiî. Gençliğimde de tedavi görmüştüm aslında.</p>
<p>Bu gibi kişiler—hayal ve masalların da etkisiyle—evlenince tüm sorunlarının aniden biteceğini bekledikleri için, aynen devam eden sıkıntılar ciddi bir hayal kırıklığını ve öfkeyi de beraberinde getirir maalesef. Oysa, eğer biz değişmezsek, yarın bugünden farklı olmayacaktır. Nikahta sadece keramet vardır; mucize değil.<br />
O yüzden, önce siz tek başına da mutlu olmayı öğrenin, sonra evlenin. Mutluluk paylaşıldıkça artar.</p>
<p align="justify"><strong>§ KONUŞABİLMEK LÂZIM</strong></p>
<p>Evlilik anlaşmaktır. İnsanlar da konuşa konuşa anlaşırlar, malum. Beğendiğiniz kişi dış görünüşüyle, huyuyla, yaşama biçimiyle size çok uyuyor ama konuşmaya başladığınızda bir kopukluk oluyorsa dikkat! Dozunda olunca tartışmak bile güzeldir, ama konuşamamak bir felakettir. Onunla konuştuğunuzda zihniniz açılıyor, 1+1=3 ediyorsa bu çok güzel. Eğer fazla olumlu bir katkı almıyor ama meramınızı anlatıp onu da anlayabiliyorsanız 1+1=2 ediyor demektir ki, idare eder. Ama—ne kadar seviyorsanız sevin—onunla konuşurken kendinizi anlatamıyor, onun da ne demek istediğini kavramakta zorlanıyorsanız, yani 1+1, 2 bile etmiyorsa işiniz zor. Hayat boyu mimiklerle anlaşamazsınız çünkü. Onunla konuşamazsanız ya kendi kendinize konuşmaya başlarsınız ya da başkalarıyla. İkisi de risklidir.</p>
<p>“Mutlaka evlenin. Anlaşırsanız mutlu olursunuz, anlaşamazsanız filozof” diyenlere de katılmıyorum. Size muhatap olabilen, zihninizi açan, fikrinizi zenginleştiren biriyle evlenirseniz filozof değil evliya bile olabilirsiniz.</p>
<p align="justify"><strong>§ FLÖRT NE İŞE YARAR?</strong></p>
<p>Konuşma deyince akla beraber çıkma ve flört de geliyor. İnsanların birbirlerini tanımak istemeleri çok normal tabiî. Ama flört dönemi, gerçek beraberliği aksettirmez çoğu zaman. Eğer flört, gerçek hayatın aynısı olarak yaşanabilse, belki evliliğin nasıl gideceğine dair ipuçları verebilir, ama bunun da başka bedelleri vardır malûm. Bildiğimiz anlamdaki flört, yani arada sırada görüşüp gezmek, sohbet etmek ise, aslında gerçek hayatta olunandan farklı bir kişiliğin sergilendiği bir dönemdir.</p>
<p>Örneğin kişi günün yirmi üç saati tek başına, sessiz ve sakin bir hayat sürüyor, biriken sohbet ve gezme ihtiyacını günde bir saatlik buluşmalara saklıyorsa, o bir saatte çok konuşkan, canlı, eğlendirici biri gibi davranabilir. Ve çıktığı kişi de canlı, atak, sosyal insanlardan hoşlanıyorsa onun gözüne hoş görünebilir. Ama iş evliliğe gelince, o hareketli görünen kişinin günde ancak bir saat gezmeye ve sohbete tahammül edebildiği, aslında çok durgun ve sakin bir hayatı sevdiği açığa çıkar ve sürtüşmeler başlar tabiî.</p>
<p>Ben üç-dört yıl flört edip birbiriyle çok iyi anlaşan, ama evlenince birkaç ayda hayal kırıklığı yaşayan nice insanlar gördüm. Evlilik hayatı başlayınca “Reklamları izlediniz, şimdi haberler” anonsu yapılmış gibi olur.</p>
<p>“Peki, flört bile olmadan evlenilecek kişi nasıl seçilebilir?” diyebilirsiniz. Aslına bakarsanız bir insanın, karşısındaki kişiyi tanıması o kadar da uzun bir zaman gerektirmez. Yapılan araştırmalar özellikle bayanların, karşılaştıkları kişiyi ilk üç dakika içinde değerlendirip kategorize edebildiğini göstermiştir. Dikkatli bir insan için yüz hatları, mimikler, ses tonu, konuşma biçimi, hatta kullanılan kelimeler bile kişiliğe dair önemli işaretler taşır. Ve özellikle hanımlar bu tip işaretleri çok iyi değerlendirirler.</p>
<p>Meselâ karşınızdaki kişiye “Hava bu gün ne güzel, değil mi?” diye sordunuz diyelim. Hepsi de ayrı bir kişilik yapısına işaret eden çeşit çeşit cevaplar alabilirsiniz.</p>
<p>—Gerçekten harika bir hava var, insanın içi coşkuyla doluyor. (Canlı, iyimser.)<br />
—Böyle havaları çok mu seversin? (Karşısındakiyle ilgilenen.)<br />
—Hı hı. (Kontrollü ve ketum.)<br />
—Haklısın, çok güzel, değil mi? (Uyumlu, paylaşımcı.)<br />
—Esas üç gün önce çok daha güzeldi. (Geçmişte yaşayan.)<br />
—Yaa, bu güzel havada eve tıkıldık işte. (Şikayetçi, karamsar.)</p>
<p>Bakın, bir tek cümleden ne kadar çok ipucu çıkartabiliyorsunuz. Yeter ki ona iyi bakın, dikkatli dinleyin ve ipuçlarını değerlendirin. Böylece yakışıklı prensi bulmak için yüzlerce kurbağayı öpmeniz gerekmez.</p>
<p align="justify"><strong>§ ONU İYİ TANIYIN</strong></p>
<p>Yukarıdaki konunun devamı olmakla beraber ayrı bir paragraf olmayı hak eden bir önemi vardır bu bahsin. Bir insanın karşısındakini iyi tanıyabilmesi için bile, önce kendi sıkıntı ve saplantılarından arınması gerekir. Şimdi onu bir düşünün. Nasıl bir insan olduğunu tarif edebilir misiniz? Eğer onun kişiliğini en az on cümle ile tarif edemiyorsanız, onu tanımıyorsunuz demektir. (Ayrıca bu on cümleyi başta hazırladığınız tarifle kıyaslayacağınızı da anladınız tabiî.)<br />
Eğer onu tam olarak tanımadığınız halde ondan çok hoşlanıyorsanız, bu sizin farketmediğiniz bir kompleksinizle ilgili olabilir, dikkat edin! Ne demek istediğimi bir örnekle anlatayım:</p>
<p>Faraza, diyelim ki, siz maddî sıkıntı yaşıyorsunuz. Fena halde zorlanıyorsunuz. Acilen borç para bulmanız lâzım. Ve bu arada bir yazarla tanıştınız. Çok ilginç fikirleri var. Size son çıkan kitabını anlatıyor. Ama siz onun fikirlerini dinlemiyorsunuz bile. Neden? Çünkü aklınız para probleminizde. Bu haldeyken onu ancak şöyle dinlersiniz: “Acaba kitabı iyi sattı mı? Parası var mı? Bana borç verir mi?” Anlattığı fikirleri dinlemezsiniz bile. Sonuçta sizin acil ihtiyacınız, meşgul olduğunuz probleminiz, onu tanımanızı engeller—saatlerce konuşsanız bile.<img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/yazi/ciftler-gul.gif" alt="" hspace="15" vspace="10" width="156" height="107" align="right" /></p>
<p>Aynen bunun gibi; diyelim ki sizin beğenilme, önemsenme konusunda bir kompleksiniz var. İnsanların size hak ettiğiniz ilgiyi göstermediğini düşünüyorsunuz. Bu durumda yalancı ve ahlâksız biri bile size aşırı ilgi gösterse, peşinizden koşsa, sizi göğe çıkarsa, sizi elde etmesi kolaydır. Siz uğraştığınız tek konuda derdinize deva olacağını düşündüğünüz bu kişinin, aslında kolayca fark edilebilecek bir yığın yanlışını fark etmezsiniz. Sonra da “Evlenmeden önce anlayamamıştım onun böyle biri olduğunu” diye şikayet edersiniz. “Küçücük çocuklar bile karşılarındaki insanın huyunu-suyunu hissedebilirken, siz nasıl oldu da onun bu yönlerini görmediniz?” diye sorulduğunda da “Bilemiyorum, fark etmemişim” dersiniz. Aslında cevap açıktır: O yönlerine hiç bakmadınız ki&#8230; Sizin ilgilendiğiniz tek bir konu vardı. Saplantınız yani.<br />
O yüzden “Önce kendi saplantılarınızı bulup çözmeniz lâzım, doğru seçim yapabilmek için” diyorum. Ve sonra da duru bir gözle karşınızdakine bakıp onu tanımaya, anlamaya çalışmanız. Eğer karşınızdakinin huyunu-suyunu doğru düzgün tarif edemiyor, size sorulan “şu şu yönleri nasıl?” sorularına cevap bulamıyorsanız, tekrar bir değerlendirme yapmanız gerekiyor demektir. Bu değerlendirmeyi güvendiğiniz kişilerle beraber yapmanızda da fayda var bence.</p>
<p align="justify"><strong>§ BİRKAÇ BİLENE DANIŞIN</strong></p>
<p>Evleneceğiniz kişiyi tabiî ki kendiniz seçeceksiniz, ama fikrine güvendiğiniz kişilere danışmanızın da çok faydasını göreceksiniz. Hele aşık iseniz (yukarıda değindiğimiz gibi), tarafsız yorum yapamayacağınız için olaya üçüncü bir gözle bakan tecrübeli kişilerin yorumlarını da alın mutlaka. Sizi denk ve uyumlu bir çift olarak görüyorlar mı? Tecrübe, sandığınızdan (ve benim de gençliğimde sandığımdan) çok daha önemlidir.</p>
<p>Ancak burada da abartıya kaçmamalı, mutlaka son kararı siz vermelisiniz. Hata yapma korkusu veya kararsızlık sebebiyle evleneceği kişiyi anne-babasına veya büyüklerine seçtirenlerin şikayete hakkı olmayacaktır ileride. Sizin yerinize seçim yapacakların da saplantıları olmadığı ne malûm?</p>
<p>Hep söylerim, hayli bağımlı bir toplum olduğumuz ve ilişkilerimizde özerkliğe pek yer vermediğimiz için, iki uç arasında salınıp duruyoruz maalesef. Bir yanda gençlerin kararlarını onların yerine almak, başkalarının hayatını yönetmeye çalışmak, çocuğunu vesayete muhtaç bir aciz gibi görmek yanlışına düşen aileler, büyükler olduğu için; diğer yanda ya boyun eğmiş, sorumluluğunu üstlenmekten korkan ve her işini başkasının aklıyla yapan gençler yer alıyor ya da bu baskıyı reddedip ipleri tümden koparan, tamamen kendi başına davranıp kimseye danışmayan isyankârlar. Orta noktayı bulmak çok mu zor sizce?</p>
<p>Burada özellikle sevdiği kişiyle evlenmesine ailesi izin vermeyen (ya da sevmediği biriyle evlenmesi istenen) gençlere de seslenmek isterim. Aileniz eğer bu dayatmayı bazı saplantıları doğrultusunda yapıyorsa, bununla onları (usulünce) yüzleştirmeyi deneyin. “Anne, sen mutsuzluğunu maddî sıkıntına bağladığın için benim illa ki o zengin çocukla evlenmemi istiyorsun; ama senin esas problemin para değil, babamın seni sevmediğini sanıyorsun. Zaten bak, filanca da zengin, ama hiç de mutlu değil” gibi.<br />
Eğer siz kendi tercihinizin sizi mutlu edeceğini yeterince ve mantıklı biçimde açıklarsanız neden kabul etmesinler ki? Kim çocuğunun mutsuz olmasını ister? Ha, eğer “Düşünce biçimleri yanlış, kuşak farkı var, anlamıyorlar” diyorsanız, yeterince konuşmuyorsunuz demektir. Onlar da sizin gibi genç oldular vaktiyle, siz meramınızı doğru anlatırsanız mutlaka anlayacaklardır.</p>
<p>Bu konu üzerinde çok durmamın sebebi, mutlu bir yuva kuracağım diye arkanızda harabeler bırakmanızı istemeyişimdir. O harabe görüntüleri sizin hayalinizde hep yaşar, ne kadar iyi bir evlilik yapsanız da. Sizin iyiliğiniz için söylüyorum yani, aileniz için değil.</p>
<p align="justify"><strong>§ ONUN AİLESİ NASIL PEKİ?</strong></p>
<p>“Anasına bak kızını al” sözü boşuna söylenmemiştir. Hele hele yapı olarak ailesine daha düşkün ve bağlı olan kızların, ailelerinin tarz ve kişiliğinden çok farklı olmaları hayli nadirdir. O yüzden özellikle bir erkeğin, evleneceği kızın ailesini iyi tanıması gerekir. Erkeklerin ise ailelerinden biraz uzağa düşebileceklerini de eklememiz lâzım, her ne kadar “Armut dibine düşer” ise de.</p>
<p>Aileyi incelerken kişinin anne-babasıyla ilişkilerine de çok dikkat etmek gerekir. Zira psikolojik bir gerçektir ki, kız çocuğunun babasıyla, erkeğin de annesiyle ilişkisi, evlendiğinde de sürdüreceği bir iletişim tarzının temelini atar. Babasıyla mesafeli büyümüş bir kız, eşiyle de mesafeli olacaktır muhtemelen. Annesinin şefkatli ev kadını kimliğini benimsemiş bir erkek, çalışan ya da sosyal yönü kuvvetli bir kadına (sebebini bilemediği halde) tahammül edemez. Babası kendisine aşırı düşkün bir kızın, eşinden de yüceltilme beklemesi veya annesi baskın bir erkeğin pasif bir bayanla mutlu olamaması gibi örnekler de verebiliriz.</p>
<p>Tabii “Ailesine bakın” derken aileler arasında uyumu da değerlendirmek lâzım. Eşler birbiriyle ne denli uyumlu olursa olsun, ailelerle veya aileler arasında yaşanan sürtüşmeler en azından tatsızlık sebebi olacağından, bu konuda da denklik aramakta fayda vardır. “Ailelerimiz anlaşabilir mi? Ben onun ailesiyle uyuşabilir miyim” diye de sorulmalıdır yani.</p>
<p align="justify"><strong>§ DOĞRU ZAMANLAMA</strong></p>
<p>Yanlış zamanda yanlış karar verilir. Eğer bir bunalım dönemi yaşıyorsanız kesinlikle hayatınızı bağlayacak önemli bir karar vermeyin. Zira denize düşen yılana sarılır. Biz, depresyon gibi sıkıntılı dönemlerdeki hastalarımızı mutlaka uyarırız: “Şu an sağlıklı değerlendirme yapamayabilirsiniz. Kendinizi toparlayana kadar önemli bir karar almayın.” Öylesi bunalım dönemlerinde öncelikler değişir çünkü ve sağlıklı düşünmek pek mümkün olmaz.</p>
<p>Depresyonda iken yaşadığı keyifsizliğin etkisiyle çok hareketli, neşeli birisine aşık olup evlenen bir hastam, düzeldiğinde “Ben bu havai, boşboğaz insanla nasıl yaşarım?” demeye başlamıştı. Evdeki huzursuzluktan kurtulmak için ilk çıkan kısmete evet diyen kızlarımızın çok yanlış seçimler yaptıkları ve daha büyük sıkıntılara düştükleri de yine çok gördüğüm bir örnektir. Yağmurdan kaçan doluya tutulur genellikle.</p>
<p align="justify"><strong>§ KAÇ YAŞINDA EVLENMELİ?</strong></p>
<p>Zaman deyince, uygun evlenme yaşı da çok önemli bir konudur. Cinslere göre konuşursak, erkek, yapı olarak daha geç olgunlaşır. Bu, fizyolojik olarak da bilinen bir gerçektir. Bunu bazı şovenist erkekler “Erkek olmak zor bir iştir” diye yorumlarlar. Şaka bir yana, erkeğin evlilik sorumluluğunu üstlenecek kıvama gelmesi yirmibeş yaşından önce zordur gerçekten de. Hele bizim gibi bağımlı özellikleri olan, gençlerin bile çocuk muamelesi gördüğü bir toplumda, bu yaşı otuza bile taşıyabiliriz. Ancak geç evlenmenin erkekler için bazı hatalara düşme riskini arttırdığını da unutmamak lâzım.</p>
<p>Bayanlar ise çok daha erken dönemlerden itibaren evlilik ve anneliğe hazır gibidirler. Dolayısıyla günümüzde genel kabul gören ortalama olan yirmi yaş civarı mantıklı sayılır. Tabii bu yaşı eğitim vb sebeplerle biraz ileriye almak da mümkündür, ama kişilik fazla kemikleşmeden evlenmekte de fayda vardır bayanlar için. Zira evlilik bir ölçüde elastik olmayı, uzlaşabilmeyi, gereğinde taviz verebilmeyi gerektirir. Yaş fazla ilerlemiş, yaşama tarzı oturmuş ise, karşısındakine uyum sağlamak güçleşecektir.</p>
<p>“Bunca yıllık huyumu değiştiremem ki!”</p>
<p>İdeal olanı, erkeğin sorumluluk üstlenecek, gerektiğinde eşine yol gösterecek bir olgunluğa eriştiği yirmibeş-otuz yaşlarında, bayanın da kendini ve hayatı tanıyıp fazla da kişiliği kemikleşmeden yirmi yaşlarında yapacağı evliliktir. Arada beş-on yaş fark olması da tavsiye edilir zaten; özellikle ileriki yıllar açısından.</p>
<p align="justify"><strong>§ DÖRT DÖRTLÜK OLMALI MI?</strong></p>
<p>Yukarıda anlattıklarımız iyi bir evlilik yapabilmek için dikkate alınması gereken (bazı) faktörlerdir. Bu saydıklarımızın hepsinden tam not almak zorunda değilsiniz elbette ama, hepsini dikkate almanız sizin yararınızadır. Bu dünya cennet olmadığına göre ve birçok peygamber bile evliliğinde sorunlar yaşadığına göre, mükemmel, kusursuz bir uyum arzulamak fazla iyimserliktir tabiî ki. Evlenmek için illa da karşınıza dört dörtlük birisinin, bir masal kahramanının çıkmasını beklemeyin.</p>
<p>”Onun bu’su eksik, bunun şu’su fazla” derken sonunda eli böğründe kalıp hiç olmayacak biriyle evlenenler çoktur.</p>
<p>Dört dörtlük uyum deyince şu soruyu sorasım geldi: “Dünyanın bir yerinde aynı sizin gibi, fiziğiyle, huyuyla tıpatıp size benzeyen birisi var” desem inanır mısınız? İnanmazsınız tabiî. Çünkü insanlar, hiçbiri diğerinin aynı olmayacak bir çeşitlilikle yaratılmışlardır. En benzer dediğimiz kişilerin bile, biraz dikkat ettiğimizde pek çok farklılıklarının olduğunu görürüz. Peki o zaman şu soruyu sorayım: “Dünyanın bir yerinde tıpatıp sizin hayalinize uyan birisi var” desem inanacak mısınız? Buna da inanmayın. Hayaller, idealler, yıldızlar gibidir. Onlarla yolumuzu buluruz ama, onlara ulaşamayız. Onların gerçekleşme yeri başka diyardır. Bu dünyada bulabildiğiyle yetinmek de bir fazilettir.</p>
<p>İsterseniz formüle edelim: Dört dörtlük beklemeyin, dörtte ikiye de razı olmayın; dörtte üçü hedefleyin.</p>
<p align="justify"><strong>§ SÖZLEŞME YAPIN</strong></p>
<p>Eğer tüm bu muhasebeler sonunda evlenme kararı alınmışsa, bu kararın şartlarını kağıda dökmenizi tavsiye ederim. (Sadece ben değil, tüm evlilik terapistleri tavsiye eder bunu.) Evlilikte uyulacak kurallar, hangi konularda kimin nasıl bir fedakârlık yapacağı, kimin neyden sorumlu olacağı, hatta hangi şehirde yaşanacağı gibi konuların bile yazılı anlaşma hâline getirilmesinde fayda vardır. Böylece evlilik sırasında olabilecek sürtüşmelerde “Benim dediğim mi olacak, senin dediğin mi?” tartışmaları yaşamazsınız. “Burada yazdıklarımız olacak. Ne söz vermiştik? Bak, altında imzamız bile var.”</p>
<p>Ama bunun faydası sadece evlilik süresince çıkan problemlerin çözümüne yardım da değildir. Bence esas, çıkabilecek problemleri önceden görmeye ve belki de kötü bir evliliği engellemeye veya baştan düzeltmeye yarar; doğru karar vermeyi kolaylaştırır. O heyecanlı dönemin coşkusu içinde size önemsiz gibi gelen ve “anlaşarak hallederiz, bir yolunu buluruz” denilen nice gizli uyumsuzluk bu esnada açığa çıkabilir.</p>
<p>Meselâ ailelerle ilişkinin düzeyi, edinilecek malların nasıl kullanılacağı, çocuk bakım ve eğitiminde eşlerin payları, özel ilgilere ne kadar zaman ayrılacağı, hatta televizyonda ne seyredileceğine kadar yazın bakalım. Hiç tahmin etmediğiniz kaytarmalar, itirazlar olabilir.</p>
<p>Olmuyor mu? Hemen evlenin o zaman. Allah bir yastıkta kocatsın.</p>
<p align="right"> </p>
<p> </p>
<p></span></p>
<div><em><span style="font-size: 10px; color: #666666;">2005-05-15</span></em></div>
</td>
</tr>
<tr height="25">
<td style="border-bottom: #006699 1px solid;" width="50%" align="left">84 okuma</td>
<td style="border-bottom: #006699 1px solid;" width="50%" align="right"><strong>Dr. Yusuf Karaçay </strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/12/10/evlenmeyi-dusunenlere/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İlginç &#038; İbret</title>
		<link>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/08/17/ilginc-ibret/</link>
		<comments>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/08/17/ilginc-ibret/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Aug 2008 11:44:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İlginç &amp; İbret]]></category>

		<category><![CDATA[ademoğlu]]></category>

		<category><![CDATA[aşk]]></category>

		<category><![CDATA[asr-ı saadet]]></category>

		<category><![CDATA[avea]]></category>

		<category><![CDATA[Bediuzzaman Said Nurs-i]]></category>

		<category><![CDATA[bekar]]></category>

		<category><![CDATA[Berat Kandili Mübarek Olsun]]></category>

		<category><![CDATA[cehenem]]></category>

		<category><![CDATA[deli]]></category>

		<category><![CDATA[ev]]></category>

		<category><![CDATA[evlad]]></category>

		<category><![CDATA[fedaisi]]></category>

		<category><![CDATA[gündüzalp]]></category>

		<category><![CDATA[gurbet]]></category>

		<category><![CDATA[güzel]]></category>

		<category><![CDATA[hadis]]></category>

		<category><![CDATA[Hadislerle Cocuk Sevgisi‏]]></category>

		<category><![CDATA[Hadislerle ve Fotograflarla Cocuk Sevgisi‏]]></category>

		<category><![CDATA[hüseyin]]></category>

		<category><![CDATA[Hüseyin Dal]]></category>

		<category><![CDATA[kısa hisse]]></category>

		<category><![CDATA[Kısadan hisse]]></category>

		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<category><![CDATA[nur pencerisi]]></category>

		<category><![CDATA[nursade]]></category>

		<category><![CDATA[Risale-i]]></category>

		<category><![CDATA[risale-i nur]]></category>

		<category><![CDATA[Sahabe-i Kiram]]></category>

		<category><![CDATA[salavat]]></category>

		<category><![CDATA[samimi]]></category>

		<category><![CDATA[suphe]]></category>

		<category><![CDATA[Tefekküri Manzaralar]]></category>

		<category><![CDATA[televizyon]]></category>

		<category><![CDATA[tevekkül]]></category>

		<category><![CDATA[ümmü]]></category>

		<category><![CDATA[Vecizeli Resimlerı]]></category>

		<category><![CDATA[Video Haber]]></category>

		<category><![CDATA[Yeni etiket ekle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huseyindal.com/?p=45</guid>
		<description><![CDATA[


















 


üyalar, karışık ol

 





 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img id="ncode_imageresizer_container_6" src="http://img176.imageshack.us/img176/9250/doga12623ib9ly15pdkg0.jpg" border="0" alt="" width="434" height="391" /></p>
<p><img id="ncode_imageresizer_container_1" src="http://img176.imageshack.us/img176/7569/doga12639po0pb17ydkp3.jpg" border="0" alt="" width="405" height="335" /></p>
<p><a href="http://ekart.ravda.net/popup.php?img=images/galerie/pics/8/shadow7mq.jpg&amp;PHPKITSID=8435caeae0f2b453d9d050ed8e90737b" target="_blank"><img src="http://ekart.ravda.net/images/galerie/pics/8/shadow7mq.jpg" border="0" alt="" width="422" height="356" /></a></p>
<p><a href="http://ekart.ravda.net/popup.php?img=images/galerie/pics/8/NAMAZ.jpg&amp;PHPKITSID=77ca221cd410a76281eef9317720c2b8" target="_blank"><img src="http://ekart.ravda.net/images/galerie/pics/8/NAMAZ.jpg" border="0" alt="" width="404" height="252" /></a></p>
<p><a href="http://ekart.ravda.net/popup.php?img=images/galerie/pics/8/handlines.jpg&amp;PHPKITSID=e681ea0c9a4535b228dbd250d5b7869b" target="_blank"><img src="http://ekart.ravda.net/images/galerie/pics/8/handlines.jpg" border="0" alt="" width="404" height="442" /></a></p>
<p><a href="http://ekart.ravda.net/popup.php?img=images/galerie/pics/8/cactustree.jpg&amp;PHPKITSID=e681ea0c9a4535b228dbd250d5b7869b" target="_blank"><img src="http://ekart.ravda.net/images/galerie/pics/8/cactustree.jpg" border="0" alt="" width="375" height="365" /></a></p>
<p><img src="http://img82.imageshack.us/img82/1111/ayet4rk.jpg" border="0" alt="" width="359" height="278" /></p>
<p><a href="http://ekart.ravda.net/popup.php?img=images/galerie/pics/8/kuranseccadeko8.gif&amp;PHPKITSID=1b370abda459296fb26b66239ce9202d" target="_blank"><img src="http://ekart.ravda.net/images/galerie/pics/8/kuranseccadeko8.gif" border="0" alt="" width="366" height="448" /></a></p>
<p><img src="http://img82.imageshack.us/img82/213/ayet29uu.jpg" border="0" alt="" width="378" height="350" /></p>
<p><a href="http://ekart.ravda.net/popup.php?img=images/galerie/pics/8/2001587869284411787_rs.jpg&amp;PHPKITSID=e55103bf66bb2068eb34ea4ba3cef6bf" target="_blank"><img src="http://ekart.ravda.net/images/galerie/pics/8/2001587869284411787_rs.jpg" border="0" alt="" width="390" height="420" /></a></p>
<p><img src="http://img82.imageshack.us/img82/5243/ayet33sw.jpg" border="0" alt="" width="390" height="353" /></p>
<p><a href="http://ekart.ravda.net/popup.php?img=images/galerie/pics/8/petek2.jpg&amp;PHPKITSID=77ca221cd410a76281eef9317720c2b8" target="_blank"><img src="http://ekart.ravda.net/images/galerie/pics/8/petek2.jpg" border="0" alt="" width="390" height="254" /></a></p>
<p><img src="http://ekart.ravda.net/images/galerie/pics/8/40_Kucuk.jpg" border="0" alt="" width="381" height="385" /></p>
<p><a href="http://ekart.ravda.net/popup.php?img=images/galerie/pics/8/bal.jpg&amp;PHPKITSID=e681ea0c9a4535b228dbd250d5b7869b" target="_blank"><img src="http://ekart.ravda.net/images/galerie/pics/8/bal.jpg" border="0" alt="" width="369" height="220" /></a></p>
<p><img style="border-width: 0px;" src="http://img71.imageshack.us/img71/9711/afrika0lo.jpg" alt="" width="364" height="335" /></p>
<p><img src="http://img115.imageshack.us/img115/9359/ayet48kj.jpg" border="0" alt="" width="368" height="358" /></p>
<p><img src="http://img82.imageshack.us/img82/6416/ayet50lg.jpg" border="0" alt="" width="367" height="276" /></p>
<p><img style="border-width: 0px;" src="http://img78.imageshack.us/img78/6544/gizemliagac1kk.jpg" alt="" width="359" height="324" /></p>
<p><img src="http://img82.imageshack.us/img82/8471/ayet73pf.jpg" border="0" alt="" width="369" height="316" /></p>
<p><img style="border-width: 0px;" src="http://img231.imageshack.us/img231/689/kalp6zk.jpg" alt="" width="373" height="330" /> </p>
<p><a href="http://ekart.ravda.net/popup.php?img=images/galerie/pics/8/31ur.jpg&amp;PHPKITSID=e681ea0c9a4535b228dbd250d5b7869b" target="_blank"><img src="http://ekart.ravda.net/images/galerie/pics/8/31ur.jpg" border="0" alt="" width="370" height="356" /></a></p>
<div class="entry">
<p style="margin: 0px;"><strong><span style="color: #660000;"><span style="font-size: large; font-family: Comic Sans MS;"><img src="http://img526.imageshack.us/img526/3183/abdest2nf7og0.jpg" alt="" width="364" height="352" /></span></span></strong><strong><span style="color: #660000;"><span style="font-size: large; color: #ffffff; font-family: Comic Sans MS;">üyalar, karışık ol</span></span></strong></p>
</div>
<p><!-- end content --><!-- start sidebar --><!-- end sidebar --> <img src="http://img506.imageshack.us/img506/2028/misir4gx.jpg" border="0" alt="" width="355" height="350" /></p>
<p><img id="ncode_imageresizer_container_33" src="http://img228.imageshack.us/img228/6707/2jpgzm61fk7ik7vd9vn6.jpg" border="0" alt="" width="359" height="366" /></p>
<p><img id="ncode_imageresizer_container_29" src="http://img155.imageshack.us/img155/2266/buyuk86ys0.jpg" border="0" alt="" width="386" height="374" /></p>
<p><img id="ncode_imageresizer_container_2" src="http://img102.imageshack.us/img102/6228/doga12477sh8pu14urbp5.jpg" border="0" alt="" width="410" height="312" /></p>
<p><img id="ncode_imageresizer_container_5" src="http://img46.imageshack.us/img46/2703/doga12645vw4gs14nngr4.jpg" border="0" alt="" width="399" height="335" /></p>
<p><img id="ncode_imageresizer_container_4" src="http://img46.imageshack.us/img46/8519/mucit14157th8jf18drzb7.jpg" border="0" alt="" width="406" height="359" /></p>
<p><!-- google_ad_section_end --> <img id="ncode_imageresizer_container_7" src="http://img46.imageshack.us/img46/4217/mucit14508gw9si13ihaa8.jpg" border="0" alt="" width="395" height="400" /></p>
<p><a href="http://ekart.ravda.net/popup.php?img=images/galerie/pics/8/31ur.jpg&amp;PHPKITSID=e681ea0c9a4535b228dbd250d5b7869b" target="_blank"></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/08/17/ilginc-ibret/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Karikatürler</title>
		<link>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/08/02/karikaturler/</link>
		<comments>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/08/02/karikaturler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Aug 2008 14:05:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Karikatürler]]></category>

		<category><![CDATA[asr-ı saadet]]></category>

		<category><![CDATA[ayet]]></category>

		<category><![CDATA[fedaisi]]></category>

		<category><![CDATA[Hüseyin Dal]]></category>

		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>

		<category><![CDATA[ibret]]></category>

		<category><![CDATA[ilginç]]></category>

		<category><![CDATA[izle]]></category>

		<category><![CDATA[Karikatür]]></category>

		<category><![CDATA[Kısadan hisse]]></category>

		<category><![CDATA[melek]]></category>

		<category><![CDATA[Resimler]]></category>

		<category><![CDATA[risale-i nur]]></category>

		<category><![CDATA[sözler]]></category>

		<category><![CDATA[szöler]]></category>

		<category><![CDATA[Vecizeli Resimlerı]]></category>

		<category><![CDATA[yeşil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huseyindal.com/?p=41</guid>
		<description><![CDATA[

 
 




 
 
  
  

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.picoodle.com/view.php?img=/5/12/3/f_01xm_7934c0b.jpg&amp;srv=img30" target="_blank"><img src="http://img30.picoodle.com/img/img30/5/12/3/f_01xm_7934c0b.jpg" border="0" alt="" width="474" height="350" /></a></p>
<p><a rel="lightbox" href="http://www.ibrahimozdabak.com/images/rsgallery/original/21%20Mayis%202008.jpg" target="_blank"></a><br />
<img src="http://img86.imageshack.us/img86/888/gurbetkulareg1zv9.jpg" border="0" alt="" width="471" height="317" /> </p>
<p><img src="http://img33.picoodle.com/img/img33/4/1/26/f_01knnnnnm_ad49061.jpg" alt="" width="473" height="300" /> </p>
<p><a title="1031871fw6.jpg" rel="attachment wp-att-1037" href="http://www.huseyindal.com/?attachment_id=1037"><img src="http://minikkelebek.files.wordpress.com/2008/03/1031871fw6.jpg" alt="1031871fw6.jpg" width="472" height="346" /></a></p>
<p><a title="1031691yg2.jpg" rel="attachment wp-att-1031" href="http://www.huseyindal.com/?attachment_id=1031"><img src="http://minikkelebek.files.wordpress.com/2008/03/1031691yg2.jpg" alt="1031691yg2.jpg" width="472" height="375" /></a></p>
<p class="devammanset" style="text-align: left;"><img src="http://www.yeniasya.com.tr/2007/08/23/resim/01k.jpg" alt="" width="473" height="300" /></p>
<p class="devammanset" style="text-align: left;"><img id="ncode_imageresizer_container_3" src="http://www.yeniasya.com.tr/2006/08/24/resim/01k.jpg" border="0" alt="" width="470" height="240" /></p>
<p class="devammanset" style="text-align: left;"><img id="ncode_imageresizer_container_1" src="http://www.yeniasya.com.tr/2006/08/21/resim/01k.jpg" border="0" alt="" width="468" height="286" /> </p>
<p class="devammanset" style="text-align: left;"> <img src="http://img411.imageshack.us/img411/9762/ibrahimozdabakkarikaturug5.jpg" border="0" alt="" width="469" height="331" /></p>
<p class="devammanset" style="text-align: left;"> <img src="http://img26.picoodle.com/img/img26/5/12/4/f_01kCAJRRPCNm_ea774c5.jpg" alt="" width="466" height="289" /> </p>
<p class="devammanset" style="text-align: left;"><img src="http://img02.picoodle.com/img/img02/5/12/4/f_01kddddm_98701d7.jpg" alt="" width="470" height="316" />  </p>
<p class="devammanset" style="text-align: left;"><a href="http://www.picoodle.com/view.php?img=/5/12/17/f_01ksehidm_f04f17e.jpg&amp;srv=img31" target="_blank"><img src="http://img31.picoodle.com/img/img31/5/12/17/f_01ksehidm_f04f17e.jpg" border="0" alt="" width="471" height="263" /></a><img src="http://www.yeniasya.com.tr/2007/08/31/resim/01k.jpg" alt="" width="469" height="283" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/08/02/karikaturler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Peygamberle İlgılı Kissalar</title>
		<link>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/07/20/hz-peygamberle-ilgili-kissalar/</link>
		<comments>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/07/20/hz-peygamberle-ilgili-kissalar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jul 2008 18:15:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kısadan hisse]]></category>

		<category><![CDATA[adam]]></category>

		<category><![CDATA[ali]]></category>

		<category><![CDATA[asr-ı saadet]]></category>

		<category><![CDATA[Bediuzzaman Said Nurs-i]]></category>

		<category><![CDATA[bekar]]></category>

		<category><![CDATA[can]]></category>

		<category><![CDATA[cehenem]]></category>

		<category><![CDATA[cennet]]></category>

		<category><![CDATA[dal]]></category>

		<category><![CDATA[deli]]></category>

		<category><![CDATA[ders]]></category>

		<category><![CDATA[din]]></category>

		<category><![CDATA[ekrem]]></category>

		<category><![CDATA[elde]]></category>

		<category><![CDATA[elleri]]></category>

		<category><![CDATA[engel]]></category>

		<category><![CDATA[ev]]></category>

		<category><![CDATA[evet]]></category>

		<category><![CDATA[gece]]></category>

		<category><![CDATA[gün]]></category>

		<category><![CDATA[gurbet]]></category>

		<category><![CDATA[hasta]]></category>

		<category><![CDATA[hüseyin]]></category>

		<category><![CDATA[Hüseyin Dal]]></category>

		<category><![CDATA[ibadet]]></category>

		<category><![CDATA[kardeş]]></category>

		<category><![CDATA[kısa hisse]]></category>

		<category><![CDATA[Kısa Metin]]></category>

		<category><![CDATA[köprü]]></category>

		<category><![CDATA[kötü]]></category>

		<category><![CDATA[kul]]></category>

		<category><![CDATA[melek]]></category>

		<category><![CDATA[müsade]]></category>

		<category><![CDATA[nur pencerisi]]></category>

		<category><![CDATA[oğlu]]></category>

		<category><![CDATA[Resimler]]></category>

		<category><![CDATA[Sahabe-i Kiram]]></category>

		<category><![CDATA[salavat]]></category>

		<category><![CDATA[şarap]]></category>

		<category><![CDATA[selam]]></category>

		<category><![CDATA[seleme]]></category>

		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<category><![CDATA[seyahat]]></category>

		<category><![CDATA[şikr]]></category>

		<category><![CDATA[televizyon]]></category>

		<category><![CDATA[tevekkül]]></category>

		<category><![CDATA[tevhid]]></category>

		<category><![CDATA[ümmü]]></category>

		<category><![CDATA[vecize]]></category>

		<category><![CDATA[Vecizeli Resimlerı]]></category>

		<category><![CDATA[Yeni etiket ekle]]></category>

		<category><![CDATA[zengin]]></category>

		<category><![CDATA[zevce]]></category>

		<category><![CDATA[zeynep]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huseyindal.com/?p=37</guid>
		<description><![CDATA[

1 - Hz. Peygamber (s.a.a)’in Gülümsemesi
Bir gün Resulullah (s.a.a) gülümseyerek göğe bakıyordu, bir adam Hazretin gülmesinin sebebini sorunca Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdular: “Evet göğe bakıyordum, iki melek, kendi yerinde ibadetle meşgul olan mümin bir kulun gece gündüz yaptığı ibadetlerinin mükafatını yazmaları için yeryüzüne indiler, fakat onu, hasta olduğundan dolayı ibadetgahında bulamayınca göğe çıkıp Hak Teala’ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><img src="http://img517.imageshack.us/img517/2520/efendimizsav7ckub7.jpg" alt="" width="370" height="229" /></h2>
<h3><img id="ncode_imageresizer_container_6" src="http://img33.picoodle.com/img/img33/9/7/21/f_hadisi351erm_151bd1f.jpg" border="0" alt="" width="365" height="374" /></h3>
<h3>1 - Hz. Peygamber (s.a.a)’in Gülümsemesi</h3>
<p>Bir gün Resulullah (s.a.a) gülümseyerek göğe bakıyordu, bir adam Hazretin gülmesinin sebebini sorunca Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdular: “Evet göğe bakıyordum, iki melek, kendi yerinde ibadetle meşgul olan mümin bir kulun gece gündüz yaptığı ibadetlerinin mükafatını yazmaları için yeryüzüne indiler, fakat onu, hasta olduğundan dolayı ibadetgahında bulamayınca göğe çıkıp Hak Teala’ya şöyle arz ettiler: “Ey Rabbimiz! Biz o mümin kulun ibadetini yazmak için her zamanki gibi onun ibadetgahına gittik, fakat onu orada bulamadık, hasta yatağına düşmüştü.”</p>
<p>Allah-u Teala, o meleklerin cevabında şöyle buyurdu: “O mümin kul, hasta yatağında olduğu sürece, her gün ibadetgahında olduğu zaman ona yazdığınız her günün sevabı miktarınca ona sevap yazın. Hasta yatağında olduğu müddetçe onun hayır amellerinin mükafatı bana aittir; onun mükafatını ben vereceğim.” <a style="mso-footnote-id: ftn1;" name="_ftnref1" href="http://www.huseyindal.com/wp-admin/#_ftn1"><sup>(1)</sup></a></p>
<h3><a name="_Toc496784625">2 - Sıraya Riayet Edin</a></h3>
<p>Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: “Bir gün Resulullah (s.a.a) istirahat halinde idi. Oğlu İmam Hasan su istedi. Resulullah (s.a.a) de bir kaba biraz süt sağıp onu Hasan’a (a.s) verdi. Hüseyin (a.s) bu durumu görünce sütü almak için yerinden kalktı. Ama Resulullah (s.a.a) ona mani olup sütü Hasan’a verdi. Bu durumu görünce şöyle dedim: “Ya Resulellah! Güya Hasan’ı daha çok seviyorsun” Resulullah cevaben buyurdular ki: “Hayır, öyle değildir. Benim Hasan’ı savunmamın sebebi, öncelik onun hakkı olduğu içindir. Çünkü O, daha önce su istemişti, sıraya riayet etmek gerekir.” <a style="mso-footnote-id: ftn2;" name="_ftnref2" href="http://www.huseyindal.com/wp-admin/#_ftn2"><sup>(2)</sup></a></p>
<h3><a name="_Toc496784626">3 - Resulullah (s.a.a)’in Ağlaması</a></h3>
<p>Resulullah (s.a.a) bir gece zevcesi Ümmü Seleme’nin evinde idi. Gece yarısı uykudan kalkıp evin karanlık bir köşesinde dua ve ağlamakla (Allah’a yalvarıp yakarmakla) meşgul oldu. Ümmü Seleme, Resulullah (s.a.a)’ı yatağında görmeyince kalkıp onu aramaya koyuldu. Bir de baktı ki Resulullah (s.a.a) evin karanlık bir köşesinde durup ellerini göğe kaldırmış, ağlayarak Allah’a şöyle yalvarıp yakarıyor:</p>
<p>“Allah’ım! Bağışladığın nimetleri benden esirgeme. Beni, düşmanların bana gülme vesilesi kılma, kıskançları bana musallat etme.</p>
<p>Allah’ım! Beni kurtardığın kötülük ve çirkinliklere geri çevirme.</p>
<p>Allah’ım! Beni hiçbir zaman ve hiçbir an kendi başıma bırakma; kendin beni her şeyden ve her afetten (beladan) koru.”</p>
<p>Ümmü Seleme Resulullah (s.a.a)’in bu durumunu görünce ağlayarak kendi yerine döndü. Resulullah (s.a.a) Ümmü Seleme’nin ağlama sesini duyunca, ona doğru gidip ağlamasının sebebini sordu.</p>
<p>Ümmü Seleme şöyle dedi:</p>
<p>“Ya Resulellah! Senin ağlaman beni ağlattı. Sen neden ağlıyorsun? Siz Allah katında olan onca büyük makam ve yakınlığınıza rağmen Allah’tan böyle korkuyorsunuz, Allah’tan bir an bile sizi kendi başınıza bırakmamasını istiyorsunuz, o halde vay bizim halimize!”</p>
<p>Resulullah (s.a.a) onun sözüne karşılık şöyle buyurdular:</p>
<p>“Nasıl korkmayayım, nasıl ağlamayayım, nasıl kendi akıbetimden korkmayayım, nasıl kendi makam ve mevkime güveneyim! Oysa ki Allah Teala, Hz. Yunus’u bir an kendi haline bıraktı ve onun başına gelmemesi gereken şey geldi!” <a style="mso-footnote-id: ftn3;" name="_ftnref3" href="http://www.huseyindal.com/wp-admin/#_ftn3"><sup>(3)</sup></a></p>
<h3><a name="_Toc496784627">4 - Âmanın Yanında Hicabı Korumak!</a></h3>
<p>Ümmü Seleme şöyle diyor:</p>
<p>Peygamber (s.a.a)’in huzurunda idik. Meymune isminde olan hanımlarından birisi de orada idi. Bu esnada âma (kör) olan İbn-i Ümmü Mektum Resulullah’ın huzuruna geldi. Resulullah (s.a.a) bana ve Meymune’ye; “İbn-i Ümmü Mektum’un karşısında hicabınızı (kendinizi) koruyun.”</p>
<p>Ya Resulellah, o âma değil midir, hicaplı olmamızın ne anlamı vardır? dediğimizde de şöyle buyurdular:</p>
<p>“Siz de mi körsünüz? Siz onu görmüyor musunuz?” <a style="mso-footnote-id: ftn4;" name="_ftnref4" href="http://www.huseyindal.com/wp-admin/#_ftn4"><sup>(4)</sup></a></p>
<h3><a name="_Toc496784628">5 - Kötü Ahlaklılık Kabir Azabına Sebep Olur</a></h3>
<p>İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor:</p>
<p>“Sa’d bin Muaz’ın ölüm haberini Resulullah (s.a.a)’e verdiklerinde, Hazret kalkıp ashabıyla birlikte onun evine gittiler. Resulullah’ın emri ile Sa’d’a gusül verdiler. Gusül ve kefenleme işleminden sonra onu bir tabuta bırakıp defnetmek için kabristana götürdüler.</p>
<p>Cenazeyi teşyi ederken Resulullah (s.a.a) yalın ayak ve abasız hareket ediyordu, kabrin yakınına ulaşana dek bazen tabutun sağ, bazen de sol tarafını tutuyordu. Resulullah (s.a.a)’in bizzat kendisi kabrin içine girip cenazeyi kabre bıraktı; taş, tuğla ve diğer şeylerin getirilmesini emretti. Daha sonra mübarek elleriyle cenazenin üzerini kapatıp onun üzerine toprak döktüler.</p>
<p>Bu esnada Sa’d’ın annesi kabrin kenarına gelerek şöyle dedi: “Ey Sa’d ! Cennet sana kutlu olsun.”</p>
<p>Resulullah (s.a.a) bu sözü ondan duyar duymaz şöyle buyurdular: “Ey Sa’d’ın annesi !Sus! Allah adına bu kadar kesin ve yakin ile konuşma. Şimdi Sa’d kabir azabına duçar olmuştur ve bundan dolayı eziyet görür.”</p>
<p>Daha sonra kabristandan geri döndüler. Hz. Peygamber’le birlikte olan halk şöyle dediler: “Ya Resulellah ! Sa’d için yaptığın işleri şimdiye kadar hiç kimse hakkında yapmamışsınız. Ayak yalın, abasız onun cenazesini teşyi ettiniz; tabutun bazen sağ bazen de sol tarafından tutuyordunuz !”</p>
<p>Resulullah (s.a.a) onların cevabında şöyle buyurdular:</p>
<p>“Melekler de abasız ve ayakkabısız idiler; ben de onlara uydum, elim Cebrail’in elinde olduğundan dolayı o tabutun neresinden tutuyorduysa ben de o tarafından tutuyordum.”</p>
<p>Halk bu sözleri duyunca şöyle dediler:</p>
<p>“Ya Resulellah ! Sa’dın cenazesine namaz kıldınız, mübarek ellerinizle onu kabre bıraktınız, kabri kendi elinizle düzelttiniz, yine de kabir Sa’d’ı sıktı mı diyorsunuz?”</p>
<p>Resulullah (s.a.a) cevaben: “Evet, kabir azabına duçar oldu. Çünkü o, evinde kötü ahlaklı idi, kabir azabı bundan dolayı idi.” <a style="mso-footnote-id: ftn5;" name="_ftnref5" href="http://www.huseyindal.com/wp-admin/#_ftn5"><sup>(5)</sup></a></p>
<h3><a name="_Toc496784629">6 - Bereketli On Dirhem</a></h3>
<p>Hz. Ali (a.s), Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) tarafından O’na bir gömlek almak için çarşıya gitmekle görevlendi. Hz. Ali (a.s) da çarşıya gidip on iki dirheme bir gömlek alarak eve döndü.</p>
<p>Resulullah (s.a.a): “Bu gömleği kaça aldın?” diye sordu.</p>
<p>Hz. Ali: “On iki dirheme.” dedi.</p>
<p>Resulullah (s.a.a): “Bu gömleği öyle sevmiyorum, bundan daha ucuzunu istiyorum. Acaba satıcı bunu geri almaya hazır olur mu?”  buyurdu.</p>
<p>Hz. Ali (a.s) şöyle diyor: Gömleği alıp çarşıya döndüm, Peygamber’in isteğini satıcıya ilettim, satıcı da kabul etti. Parayı alıp Peygamber (s.a.a)’in yanına döndüm. Bir gömlek almak için Resulullah (s.a.a) ile birlikte çarşıya doğru hareket ettik. Yolun yarısında Resulullah (s.a.a)’ın gözü, ağlayan bir cariyeye ilişti. Resulullah (s.a.a) onun yanına gidip; “Neden ağlıyorsun?” diye sordu. Cariye cevaben şöyle dedi. “Ev sahibi bana dört dirhem verdi, bir şeyler almak için beni çarşıya gönderdi. Fakat ben parayı nasıl kaybettiğimi bilemiyorum, şimdi eve dönmekten korkuyorum.”</p>
<p>Resulullah (s.a.a) on iki dirhemden dört dirhemi cariyeye verdi ve; “İstediğin şeyleri al ve eve dön” diye buyurdular.</p>
<p>Resulullah (s.a.a) Allah’a şükredip çarşıya doğru hareket etti, çarşıdan dört dirheme bir gömlek alıp giydi. Eve döndüğünde, yol üzerinde bir çıplağı görünce gömleğini çıkarıp ona verdi. Kendisi tekrar çarşıya geri döndü, yine dört dirheme bir gömlek alıp giydi ve eve doğru hareket etti. Yolun yarısında yine aynı cariyeyi üzüntülü ve şaşkın bir halde gördü. Bunun üzerine; “Neden evinize gitmedin?” diye sordu.</p>
<p>Cariye: “Ya Resulellah, gecikmişim, beni dövmelerinden korkuyorum.” dedi.</p>
<p>Resulullah: “Gel birlikte gidelim, evinizi bana göster ben affetmeleri için aracı olurum.” buyurdu.</p>
<p>Resulullah (s.a.a) o cariye ile birlikte yola koyuldu. Evlerine yetiştiklerinde cariye; “İşte bu bizim evdir” dedi.</p>
<p>Resulullah (s.a.a) kapının arkasından yüksek bir sesle; “Ey ev sahibi! Selam’un- aleykum” dedi. Bir cevap gelmedi. Tekrar ikinci kez selam verdi, yine bir cevap duyulmadı. Üçüncü kez bir daha selam verdiğinde; “Aleyke’s- selam ya Resulellah ve rahmetullahi ve berekatuh” diye cevap verdiler.</p>
<p>Resulullah (s.a.a); “Neden ilk defa cevap vermediniz? Acaba benim sesimi duymadınız mı?” diye sordu.</p>
<p>Ev Sahibi; &#8220;İlk defasında duyduk, senin olduğunu bile anladık.&#8221; dedi.</p>
<p>Resulullah (s.a.a): “ Öyleyse neden geç cevap verdiniz?” diye sordu.</p>
<p>Ev sahibi: &#8220;Senin sesini bir kaç defa duymak istedik.&#8221; dedi.</p>
<p>Resulullah (s.a.a): “Sizin bu cariyeniz gecikmiştir, onu muahaza etmemeniz (cezalandırmamanız) için size ricaya geldim.” dedi.</p>
<p>Ev sahibi: &#8220;Ya Resulullah! Sizin mübarek ayağınızın hürmetine bu cariye artık şimdiden azattır (hürdür).&#8221; dedi.</p>
<p>Daha sonra Resulullah (s.a.a) kendi kendisine şöyle dedi: “Allah’a şükür, ne de bereketli on iki dirhemdi! İki çıplağı örttü, bir köleyi ise azat etti.” <a style="mso-footnote-id: ftn6;" name="_ftnref6" href="http://www.huseyindal.com/wp-admin/#_ftn6"><sup>(6)</sup></a></p>
<h3><a name="_Toc496784630">7- Ya Resulellah! Bana Tavsiye Et!</a></h3>
<p>Hz. Ali (a.s) şöyle diyor:</p>
<p>Bir şahıs Resulullah (s.a.a)’in huzuruna gelerek Hazretin ona tavsiye etmesini istedi. Resulullah (s.a.a) ona şöyle tavsiye ettiler:</p>
<p>“Benim sana tavsiyem şudur ki; parçalansan, ateşe atılıp yakılsan bile Allah’a şirk koşma.</p>
<p>Annene ve babana eziyet etme; eğer dünyadan göçmeni bile emretseler öyle yap.</p>
<p>İhtiyacından fazla kalan malını dini kardeşinin ihtiyarına bırak.</p>
<p>Müslüman kardeşinle karşılaştığında açık yüzlü ol.</p>
<p>Halka ihanet etme.</p>
<p>Gördüğün her Müslümana selam ver.</p>
<p>İnsanları İslam’a doğru davet et.</p>
<p>Bil ki, her sorunu çözmenin (sıkıntısı olanın sıkıntısını gidermenin), Hz. Yakub’un oğullarından bir köleyi azat etmek kadar sevabı vardır.</p>
<p>Bil ki, şarap ve her sarhoş edici şey de haramdır.” <a style="mso-footnote-id: ftn7;" name="_ftnref7" href="http://www.huseyindal.com/wp-admin/#_ftn7"><sup>(7) </sup></a></p>
<h3><a name="_Toc496784631">8- Yetimler İçin Ağlamak</a></h3>
<p>Uhud savaşında İslam savaşçılarından çoğu şahadete erişti, Hz. Hamza da o savaşta şehit düştü, hatta Hz. Peygamber (s.a.a)’in şehit olduğu haberi bile yayıldı.</p>
<p>Savaş sona erdikten sonra, Medine kadınları Uhud’a doğru hareket edip Peygamber (s.a.a)’in istikbaline koştular; herkes kendi şehitlerini bırakıp, Peygamber’i sorup arıyorlardı.</p>
<p>Bu arada Cehş’in kızı Zeynep Peygamber (s.a.a) ile karşılaştı.</p>
<p>Hz. Peygamber: “Sabırlı ve tahammüllü ol!”dedi.</p>
<p>Zeynep: &#8221; Niçin?&#8221; diye sordu.</p>
<p>Hz. Peygamber: “Kardeşin Abdullah’ın şahadetinden dolayı.” diye buyurdu.</p>
<p>Zeynep: &#8220;Şahadet onun için kutlu ve mübarek olsun!&#8221; dedi.</p>
<p>Hz. Peygamber: “Sabret!” dedi.</p>
<p>Zeynep: “Ne için?” dedi.</p>
<p>Hz. Peygamber: “Dayın Hamza’nın şahadetinden dolayı.” diye buyurdu.</p>
<p>Zeynep: &#8220;Biz hepimiz Allah’tanız ve hepimiz O’na doğru döneceğiz, şahadet makamı ona mübarek olsun!&#8221; dedi.</p>
<p>Resulullah (s.a.a) biraz durduktan sonra Zeyneb’e dönerek şöyle buyurdu: “Sabırlı ol!”</p>
<p>Zeynep: &#8220;Şimdi niçin?&#8221; diye sordu.</p>
<p>Resulullah:“Eşin Mus’ab bin Umeyr’in şahadetinden dolayı.” diye buyurdu.</p>
<p>Zeynep bu sözü duyunca yüksek bir sesle ağladı ve can yakıcı bir şekilde sızladı. Zeyneb’e; &#8220;Neden kocan için böyle ağlıyorsun?&#8221; diyenlere şöyle cevap verirdi: “Ağlamam kocam için değildir. Çünkü o Peygamber (s.a.a)’in yanında şahadet makamına erişmiştir. Benim ağlamam onun yetimleri içindir. Zira eğer çocuklar babalarını benden sorarlarsa onlara ne cevap vereyim?” <a style="mso-footnote-id: ftn8;" name="_ftnref8" href="http://www.huseyindal.com/wp-admin/#_ftn8"><sup>(8) </sup></a></p>
<h3><a name="_Toc496784632">9- Dostlarla Müdara</a></h3>
<p>Ebu Hureyre şöyle diyor:</p>
<p>Resulullah (s.a.a) bir gün oturdukları halde birden dişleri görülür bir şekilde güldüler. Gülmesinin sebebini sorduğumuzda şöyle buyurdular:</p>
<p> “Ümmetimden iki kişi gelip Allah Teala’nın huzurunda duracaklar; onlardan biri diyecek ki: &#8220;Allah’ım! Benim hakkımı ondan al!</p>
<p>Allah Teala buyuracak ki: “Kardeşinin hakkını ver!”</p>
<p>Borçlu adam arz edecek ki: Allah’ım! Benim iyi amellerimden bir şey kalmamıştır (ona verecek dünyevi bir malım da yoktur).”</p>
<p>Hak sahibi de diyecek ki: “Ey Rabbim! Öyleyse benim günahlarımdan yüklensin!”</p>
<p>Sonra Resulullah (s.a.a)’in gözlerinden yaşlar boşanarak şöyle buyurdular:</p>
<p>“O gün (kıyamet günü) öyle bir gündür ki insanlar, günahlarının başka bir kimseye yüklenmesine ihtiyaç duyarlar. Allah Teala hakkını isteyen kimseye şöyle buyurur: &#8220;Gözlerini çevir, cennete doğru bir bak, ne görüyorsun?&#8221;</p>
<p>O zaman başını kaldırıp güzel nimetleri görünce hayretle; &#8220;Allah’ım! Bunlar kimin içindir?&#8221; diyecektir.</p>
<p>Allah Teala: “O hakkın değerini bana veren kimse içindir.” buyurur.</p>
<p>Hak sahibi: &#8220;O hakkın değerini kim sana ödeyebilir?&#8221; diye sorar.</p>
<p>Allah Teala: “Sen.” diye cevap verir.</p>
<p>Hak sahibi: &#8220;Ben nasıl ödeyebilirim?&#8221; diye sorar.</p>
<p>Allah Teala: “Ondan geçmenle (hakkını bağışlamanla).” diye cevap verir.</p>
<p>Hak sahibi: &#8220;Allah’ım! Ondan geçtim.&#8221; der.</p>
<p>Daha sonra Allah Teala buyuracak ki: “Dini kardeşinin elini tut, birlikte cennete gidin !”</p>
<p>Bu esnada Resulullah (s.a.a) buyurdular ki: “Takvalı olun, birbirinizin arasını bulun!” <a style="mso-footnote-id: ftn9;" name="_ftnref9" href="http://www.huseyindal.com/wp-admin/#_ftn9"><sup>(9)</sup></a></p>
<h3><a name="_Toc496784633">10- Çaba Veya Zengin Olma Yolu</a></h3>
<p>Bir adam bir şey istemek için Hz. Peygamber’in yanına gitti. Oraya ulaştığında Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu duydu:</p>
<p>“Kim bizden bir şey isterse veririz, kim ihtiyaçsız olmaya çalışırsa Allah onu ihtiyaçsız kılar.”</p>
<p>Adamcağız Resulullah (s.a.a)’in bu sözünü duyunca Hazretten bir şey istemeden huzurlarından ayrıldılar. İkinci kez yine Resulullah’ın yanına gelip bir şey istemeksizin evine geri döndü. Üçüncü kez yine Resulullah’tan aynı sözü duyunca bir şey istemeksizin evine geri döndü.</p>
<p>Sonra komşusundan bir balta emanet alıp çöle çıktı, bir miktar odun toplayıp pazara götürerek bir buçuk kilo arpaya odunları sattı. Elde ettiği arpayı, ekmek yaparak ailesiyle birlikte yediler. Adam yılmadan bu işine devam etti, ilk önce bir balta satın aldı, daha sonra elde ettiği kazançtan iki genç deve ve bir köle aldı, böylece durumu düzelip zenginleşti. Daha sonra Resulullah’ın yanına giderek macerayı Hazrete anlattı. Resulullah (s.a.a) onun sözünü dinledikten sonra şöyle buyurdular:</p>
<p>“Demedim mi kim bizden bir şey isterse ona veririz, ihtiyaçsız olmaya çalışırsa Allah onu ihtiyaçsız kılar?!” <a style="mso-footnote-id: ftn10;" name="_ftnref10" href="http://www.huseyindal.com/wp-admin/#_ftn10"><sup>(10)</sup></a></p>
<p> <img src="http://img522.imageshack.us/img522/73/5vs9ms0.jpg" alt="" width="346" height="240" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/07/20/hz-peygamberle-ilgili-kissalar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>[AHLAK HAREKETİ] Selam Vermek Bir Duadir!‏</title>
		<link>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/07/16/ahlak-hareketi-selam-vermek-bir-duadir%e2%80%8f/</link>
		<comments>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/07/16/ahlak-hareketi-selam-vermek-bir-duadir%e2%80%8f/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 21:42:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<category><![CDATA[amin]]></category>

		<category><![CDATA[aşk]]></category>

		<category><![CDATA[ayet]]></category>

		<category><![CDATA[cennet]]></category>

		<category><![CDATA[cin]]></category>

		<category><![CDATA[dal]]></category>

		<category><![CDATA[dua]]></category>

		<category><![CDATA[emir]]></category>

		<category><![CDATA[ev]]></category>

		<category><![CDATA[güzel]]></category>

		<category><![CDATA[hayır]]></category>

		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>

		<category><![CDATA[hüseyin]]></category>

		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>

		<category><![CDATA[iman]]></category>

		<category><![CDATA[inan]]></category>

		<category><![CDATA[islam]]></category>

		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<category><![CDATA[melek]]></category>

		<category><![CDATA[nur]]></category>

		<category><![CDATA[risale-i nur]]></category>

		<category><![CDATA[selam]]></category>

		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<category><![CDATA[su]]></category>

		<category><![CDATA[sumun]]></category>

		<category><![CDATA[sünnet]]></category>

		<category><![CDATA[Sunumlar (slaytlar)]]></category>

		<category><![CDATA[suphe]]></category>

		<category><![CDATA[yahudi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huseyindal.com/?p=36</guid>
		<description><![CDATA[

Selam Vermek Bir Duadir!
Bir selam ile selamlandiginiz zaman siz de ondan daha guzeli ile selamlayin; yahut ayni ile karsilik verin. Suphesiz Allah, her seyin hesabini arayandir.&#8221; [Nisa suresi: 86.ayet]
 Selam; karsidaki insanin Allah&#8217;in rahmetinden feyizlenmesi icin bir mu&#8217;minin, diger mu&#8217;min kardesine yapmis oldugu bir duadir. Bu sebeple dinimizde selam vermek cok buyuk sunnetlerdendir. Kur&#8217;an-i Kerim&#8217;de de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;"><strong><span style="color: #008000;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;"><span style="font-size: x-large; color: #ff0000;"><strong></strong></span></span></span></strong></span></p>
<p><span style="font-size: x-small;"><strong><span style="color: #008000;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;"><span style="font-size: x-large; color: #ff0000;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-size: 10pt; color: #008000; font-family: Verdana;"><img src="http://www.cemalhaki.com/mail/dn2mt8ar0ty0.jpg" border="0" alt="" width="367" height="274" /></span></span></strong></span></span></span></strong></span></p>
<p><span style="font-size: x-small;"><strong><span style="color: #008000;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;"><span style="font-size: x-large; color: #ff0000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Selam Vermek Bir Duadir!</span></strong></span></span></span></strong></span></p>
<p><span style="font-size: x-small;"><strong><span style="color: #008000;">Bir selam ile selamlandiginiz zaman siz de ondan daha guzeli ile selamlayin; yahut ayni ile karsilik verin. Suphesiz Allah, her seyin hesabini arayandir.&#8221;</span></strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;"> [Nisa suresi: 86.ayet]</span></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;"> </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">Selam; karsidaki insanin Allah&#8217;in rahmetinden feyizlenmesi icin bir mu&#8217;minin, diger mu&#8217;min kardesine yapmis oldugu bir duadir. Bu sebeple dinimizde selam vermek cok buyuk sunnetlerdendir. Kur&#8217;an-i Kerim&#8217;de de bu konuyla alakali bircok ayet vardir. Mu&#8217;minler cennete girerken onlarin selamlarla karsilacaklari belirtilmis, Allah&#8217;in Peygamber Efendimiz (s.a.v.)&#8217;e bircok yerde selam verdigi anlasilmistir.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;"> </span><strong><span style="font-size: 10pt; color: #008000; font-family: Verdana;">&#8220;Ayetlerimize inananlar sana geldiginde onlara deki: Size selam olsun&#8221;</span></strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;"> (El-En&#8217;am, 6/54.)</span></p>
<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: #008000; font-family: Verdana;"> </span></strong><strong><span style="font-size: 10pt; color: #008000; font-family: Verdana;">&#8220;Elcilerimiz (melekler) Ibrahim&#8217;e mujde getirdiler ve &#8220;sana selam olsun&#8221; dediler.&#8221;</span></strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;"> (Hud, 11/69)</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;"> </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">Ahiret hayatinda da selamlasmanin ayni kelimelerle yapilacagi belirtilir. <strong><span style="color: #008000;">&#8220;Melekler: &#8220;Sabrettiginize karsilik size selam olsun&#8230;&#8221; derler.&#8221; &#8220;Iman edip de iyi isler yapanlar, Rablerinin izni ile icinde sonsuza kadar kalacaklari altindan irmaklar akan cennetlere sokulacaklardir. Orada birbirleriyle karsilastikca soyledikleri soz &#8220;selam&#8221;dir.</span></strong> (Ibrahim, 14/23; bk. Yunus, 10/10)</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;"> </span><strong><span style="font-size: 10pt; color: #008000; font-family: Verdana;">&#8220;Onlar meleklerin &#8220;size selam olsun. Yapmis oldugunuz iyi islere karsilik cennete girin&#8221; diyerek, tertemiz bir sekilde canlarini aldiklari kimselerdir.&#8221;</span></strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;"> (en-Nahl, 16/32)</span></p>
<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: #008000; font-family: Verdana;">&#8220;&#8230;evlere girdiginiz zaman, Allah tarafindan mubarek ve pek guzel bir yasama dilegi olarak kendinize (birbirinize) selam verin. Iste Allah, dusunup anlayasiniz diye size ayetleri boyle aciklar.&#8221;</span></strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;"> (Nur suresi: 61)</span></p>
<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: #008000; font-family: Verdana;">&#8216;Ey inananlar! Evlerinizden baska evlere izin almadan, selam vermeden girmeyiniz. Eger dusunurseniz bu, sizin icin daha iyidir.&#8217;</span></strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;"> (Nur suresi: 27)</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">Selamin Islam toplumunda yayginlastirilmasini emreden Allah elcisi, bir hadisinde bunun toplumsal sonucunu soyle aciklamistir:</span></p>
<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: #008000; font-family: Verdana;">&#8220;Ruhumu kudret elinde tutan Allah&#8217;a yemin olsun ki, siz iman etmedikce cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikce de iman etmis olmazsiniz. Yaptiginiz zaman birbirinizi seveceginiz bir ameli size haber vereyim mi? Aranizda selami yayiniz.&#8221;</span></strong></p>
<p><strong></strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">hadis-i serifine binaen selam verme dinimizde buyuk bir onem arzetmistir.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">Dinimize gore selam vermek <strong><span style="color: #0000ff;">&#8220;Selamun Aleykum&#8221;</span></strong> veya &#8220;Selamun Aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu&#8221; demektir. Hanefi mezhebine gore selam vermek buyuk bir sunnet olup, selam almak vaciptir. Bir kisi bir zumreye selam vermisse; o zumreden bir kisi selama icabet ederse herkesin uzerinden vacip hukmu kalkmis olur. Ama kimse selami almaz ise herkes yukumlu olmus olur.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">Gunumuzde kullanilan &#8220;hayirli sabahlar&#8221;, &#8220;hayirli aksamlar&#8221;, &#8220;iyi gunler&#8221;, &#8220;iyi aksamlar&#8221;, &#8220;gunaydin&#8221; veya &#8220;tunaydin&#8221; gibi deyimler, selam verilenler uzerinde huzur, guven ve esenlik meydana getirebilirse de &#8220;Islam&#8217;a ait selam&#8221;in yerini tutmadiginda aciklik vardir. Belki bu deyimler asil selamlasmadan sonra dua ve temenni niteliginde soylenebilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">Selamlasma dil ile olmalidir. Bu konuda Tirmizi&#8217;nin bir rivayetinde Hadis-i Serifte:</span></p>
<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: #008000; font-family: Verdana;">&#8216;Yahudi ve Hristiyanlara benzemeyin, cunku Yahudilerin selami parmaklarla isarettir, Hristiyanlarin selami da avuclarla isarettir.&#8217;</span></strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">denmistir.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">Selam vermek toplumuzda oldugu gibi sadece bir yere girerken degil, ayni zamanda bir yerden cikarken de yapilmasi gereken bir harekettir. Bir yere girerken verilen selamla cikarken verilen selam arasindaki fark bir Hadis-i Serif&#8217;te bakin nasil belirtilmis:</span></p>
<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: #008000; font-family: Verdana;">&#8216;Biriniz bir meclise gelince selam versin. Kalkmak isteyince de selam versin. Birinci selam ikinciden evla degildir. (ikisi de ayni derecede ehemmiyetlidir.)</span></strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;"> (Tirmizi)</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">Bos bir yere, eve veya camiye girdigimizde bile selam vermek sunnettir. Umulur ki; orada bulunan melekler veya mu&#8217;min cinler bulunur da; selama cevap verirler.Selam bir duadir; boylece hic bilmedigimiz ve gormedigimiz ama varliklarina inandigimiz meleklerin ve cinlerin dualarini uzerimize almis oluruz.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;"> </span><strong><span style="font-size: 14pt; color: #ff6600; font-family: Verdana;">Selamlarin en guzeli Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (sallalahu alehi ve sellem)&#8217;in uzerine olsun.</span></strong></p>
<div style="text-align: center;"><strong><span style="font-size: 14pt; color: #ff6600; font-family: Verdana;"></p>
<p style="text-align: center;" align="center"><strong><span style="font-size: 14pt; color: #ff6600; font-family: Verdana;">Allah; birbirimize verdigimiz selamlari kendi katinda makbul olan dualardan eylesin.</span></strong></p>
<p style="text-align: center;" align="center"><strong><span style="font-size: 14pt; color: #ff6600; font-family: Verdana;"> </span></strong><strong><span style="font-size: 14pt; color: #ff6600; font-family: Verdana;"><span style="font-size: x-large; color: #006600;">Amin!</span></span></strong></p>
<p><img src="http://www.cemalhaki.com/mail/hadis11gu21ld1.jpg" border="0" alt="" width="366" height="389" /></p>
<p> </p>
<p></span></strong></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/07/16/ahlak-hareketi-selam-vermek-bir-duadir%e2%80%8f/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tefekküri Manzaralar</title>
		<link>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/07/13/tefekkuri-manzaralar/</link>
		<comments>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/07/13/tefekkuri-manzaralar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jul 2008 15:15:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tefekküri Manzaralar]]></category>

		<category><![CDATA[ateş]]></category>

		<category><![CDATA[Dünya]]></category>

		<category><![CDATA[gençlik]]></category>

		<category><![CDATA[güzel]]></category>

		<category><![CDATA[iman]]></category>

		<category><![CDATA[kainat]]></category>

		<category><![CDATA[kör]]></category>

		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<category><![CDATA[nefis]]></category>

		<category><![CDATA[nur]]></category>

		<category><![CDATA[nur pencerisi]]></category>

		<category><![CDATA[nursade]]></category>

		<category><![CDATA[Risale-i]]></category>

		<category><![CDATA[risale-i nur]]></category>

		<category><![CDATA[servet]]></category>

		<category><![CDATA[tevekkül]]></category>

		<category><![CDATA[tv]]></category>

		<category><![CDATA[vecize]]></category>

		<category><![CDATA[yeşil]]></category>

		<category><![CDATA[yolcu]]></category>

		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huseyindal.com/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[



 
 

 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img id="ncode_imageresizer_container_2" src="http://img175.imageshack.us/img175/864/32buyukyq3.jpg" border="0" alt="" width="367" height="371" /><br />
<img id="ncode_imageresizer_container_12" class="ncode_imageresizer_original" src="http://img155.imageshack.us/img155/2266/buyuk86ys0.jpg" border="0" alt="" width="372" height="246" /><img id="ncode_imageresizer_container_33" src="http://img394.imageshack.us/img394/7498/3412nx.jpg" border="0" alt="" width="373" height="119" /><br />
<img id="ncode_imageresizer_container_35" src="http://img394.imageshack.us/img394/9652/2714fh.jpg" border="0" alt="" width="370" height="120" /><img id="ncode_imageresizer_container_41" src="http://img394.imageshack.us/img394/6418/3710jn.jpg" border="0" alt="" width="369" height="121" /></p>
<p><img src="http://img148.imageshack.us/img148/4229/x1pcjqddvowrljwuswkbo6gdz8.jpg" border="0" alt="" width="370" height="310" /></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img id="ncode_imageresizer_container_4" src="http://img145.imageshack.us/img145/5905/112buyukws0.jpg" border="0" alt="" width="367" height="275" /></p>
<p> </p>
<p><img src="http://img272.imageshack.us/img272/2547/2311tr.jpg" border="0" alt="" width="374" height="141" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/07/13/tefekkuri-manzaralar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>20 Saniyede Neler Olabilir?</title>
		<link>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/07/13/20-saniyede-neler-olabilir/</link>
		<comments>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/07/13/20-saniyede-neler-olabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jul 2008 08:43:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kısa Metin]]></category>

		<category><![CDATA[amin]]></category>

		<category><![CDATA[hazireti]]></category>

		<category><![CDATA[Hüseyin Dal]]></category>

		<category><![CDATA[iyi seyirler]]></category>

		<category><![CDATA[lanet]]></category>

		<category><![CDATA[saniye]]></category>

		<category><![CDATA[seyahat]]></category>

		<category><![CDATA[seytan]]></category>

		<category><![CDATA[su]]></category>

		<category><![CDATA[sultan]]></category>

		<category><![CDATA[sunumlar]]></category>

		<category><![CDATA[üstad]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huseyindal.com/?p=31</guid>
		<description><![CDATA[


20 Saniyede Neler Olabilir?
 


Seytan hizmetci kiligina girmis ve yirmi sene Cuneyd-i Bagdadi Hazretleri&#8217;nin yanina gidip gelmisti. 
Bir turlu gonlune vesvese vermeye, ona istediklerini yaptirmaya muvaffak olamamisti. Birgun:
- Ey Ustad! Yoksa siz benim kim oldugumu biliyor musunuz? dedi.
Hazreti Cuneyd:
- Sen lanetli Iblissin. Ilk geldigin andan beri seni taniyorum, buyurdu.
Seytan:
- Ey Sultanu&#8217;l Muhakkikin! Sizin kadar yuksek dereceye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<div>
<div><strong><span style="font-size: x-large; color: #ff6600; background-color: #ffff00;"><span style="text-decoration: underline;">20 Saniyede Neler Olabilir?</span></span></strong></div>
<div><strong></strong> </div>
<div><img style="width: 350px; height: 422px;" src="http://www.masaustu-resimleri.com/d/2647-2/__eytan+foto__raflar__.jpg" alt="" width="432" height="600" /></div>
<p><strong></strong></p>
<div><span style="font-size: small; color: #800080; font-family: Geneva, Arial, Sans-serif; background-color: #ccffcc;"><strong>Seytan hizmetci kiligina girmis ve yirmi sene Cuneyd-i Bagdadi Hazretleri&#8217;nin yanina gidip gelmisti. </strong></span></div>
<div><span style="font-size: small; color: #800080; font-family: Geneva, Arial, Sans-serif; background-color: #ccffcc;"><strong>Bir turlu gonlune vesvese vermeye, ona istediklerini yaptirmaya muvaffak olamamisti. Birgun:</strong></span></div>
<div><span style="font-size: small; color: #800080; font-family: Geneva, Arial, Sans-serif; background-color: #ccffcc;"><strong>- Ey Ustad! Yoksa siz benim kim oldugumu biliyor musunuz? dedi.</strong></span></div>
<div><span style="font-size: small; color: #800080; font-family: Geneva, Arial, Sans-serif; background-color: #ccffcc;"><strong>Hazreti Cuneyd:</strong></span></div>
<div><span style="font-size: small; color: #800080; font-family: Geneva, Arial, Sans-serif; background-color: #ccffcc;"><strong>- Sen lanetli Iblissin. Ilk geldigin andan beri seni taniyorum, buyurdu.</strong></span></div>
<div><span style="font-size: small; color: #800080; font-family: Geneva, Arial, Sans-serif; background-color: #ccffcc;"><strong>Seytan:</strong></span></div>
<div><span style="font-size: small; color: #800080; font-family: Geneva, Arial, Sans-serif; background-color: #ccffcc;"><strong>- Ey Sultanu&#8217;l Muhakkikin! Sizin kadar yuksek dereceye ulasan baska bir buyuk zat tanimiyorum. Yirmi senedir size hicbir istegimi yaptirmaya muvaffak olamadim, dedi.</strong></span></div>
<div><span style="font-size: small; color: #800080; font-family: Geneva, Arial, Sans-serif; background-color: #ccffcc;"><strong> </strong></span></div>
<div><span style="font-size: small; color: #800080; font-family: Geneva, Arial, Sans-serif; background-color: #ccffcc;"><strong>- Defol mel&#8217;un! Simdi de beni kendini begenme hastaligina dusurerek mahvetmek mi istiyorsun! Yirmi senede yapamadigini yirmi saniyede mi yapacaksin? Yikil karsimdan! diye bagirdi.</strong></span></div>
<div><span style="font-size: small; color: #800080; font-family: Geneva, Arial, Sans-serif; background-color: #ccffcc;"><strong>Insanin en zayif damari &#8220;Sensin!&#8221; denilerek, koltugunun altina girmektir. </strong></span></div>
<div><span style="font-size: small; color: #800080; font-family: Geneva, Arial, Sans-serif; background-color: #ccffcc;"><strong>Nice cahil, gunahkar, kendisini alim ve faziletli zannederek bu sekilde Islam&#8217;a zarar vermis, verdirilmistir. </strong></span></div>
<div><span style="font-size: small; color: #800080; font-family: Geneva, Arial, Sans-serif; background-color: #ccffcc;"><strong>Gunumuzun de en teklikeli hastaliklarindan da birisi budur.</strong></span></div>
<div><span style="font-size: small; color: #800080; font-family: Geneva, Arial, Sans-serif; background-color: #ccffcc;"><strong> </strong></span></div>
<div><span style="font-size: small; color: #800080; font-family: Geneva, Arial, Sans-serif; background-color: #ccffcc;"><strong>Allah bizi bu hastaliktan korusun!</strong></span></div>
<div><span style="font-size: small; color: #000080; font-family: Arial Black, Geneva, Arial, Sans-serif; background-color: #ccffcc;"><strong><em> </em></strong></span></div>
<div><span style="color: #000080; background-color: #ccffcc;"><strong><span style="text-decoration: underline;">AMIN!</span></strong></span></div>
<div><strong></strong><span style="background-color: #ccffcc;"> </span></div>
<div><img style="width: 375px; height: 341px;" src="http://www.komikresimlerim.org/data/media/222/64x1280x1024.jpg" alt="" width="800" height="483" /></div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huseyindal.com/index.php/2008/07/13/20-saniyede-neler-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

